Kenanoğlu, TBMM’ye Gazi Katliamı’yla ilgili araştırma önergesi verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, 26. yılında Gazi Katliamı ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. Kenanoğlu, aradan geçen 26 yıla rağmen olayların aydınlatılmadığı belirterek gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması için Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğü ’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca HDP Meclis Grubu adına araştırma önergesini gerekçesiyle beraber TBMM’ye sundu.

Araştırma önergesi metni aşağıda yer almaktadır.


 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

12 Mart 1995 akşamı İstanbul Gazi Mahallesi’nde içerisinde Alevilerin bulunduğu 3 kahvehane ve 1 pastane kimliği belirsiz kişilerce taranmıştı. Kahvehanelere yönelik saldırıda Dede Halil kaya hayatını kaybetmiş ve 5’i ağır 25’de kişi yaralanmıştı. Bu saldırı sonrası çok sayıda Alevi yurttaş, Gazi Mahallesi’nde toplanmış, emniyet kuvvetlerinin olaya geç müdahale ettiklerini öne sürerek protesto gösterilerine başlamıştı. 4 gün boyunca süren olayların sonucunda yaşamını yitiren 22 kişiden 7’sinin polis kurşunuyla öldüğü otopsi raporlarında kesinleşmişti. O dönem olayın sorumlusu hiçbir üst düzey yetkili açılan davada yargılanmadığı gibi olayların başlangıcını tertipleyen ve şiddetin devamında sorumluluğu bulunan kimseler açığa çıkarılmamıştı. Aradan geçen 26 yıla rağmen olayların arkasındaki sır perdesi bugüne kadar aydınlatılmamıştır. Yaşanan olayın bütün ayrıntıları ile incelenmesi ve gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğü ’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma sürecinin başlatılması gereğini arz ve teklif ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

GEREKÇE

 

12 Mart 1995’te, Alevi yurttaşların çoğunlukta yaşadığı İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki üç kahvehane ve bir işyeri kimliği belirsiz kişilerce otomatik silahlarla taranmıştı. Saldırılar sonucunda Dede Halil Kaya yaşamını yitirmiş ve beşi ağır 25 kişi yaralanmıştı. Bu saldırı sonrası çok sayıda Alevi yurttaş, Gazi Mahallesi’nde toplanmış, emniyet kuvvetlerinin olaya geç müdahale ettiklerini öne sürerek polis karakoluna doğru yürümüş, Polislerin grubun üzerine ateş açması sonucu bir kişi yaşamını yitirmiş ve birçok kişi de yaralanmıştı.

13 Mart’ta yaklaşık 15 bin kişi olayı protesto etmek için gösteri yapmış ancak yine Emniyet güçleri kitlenin üzerine ateş açmış, gösteriler sonunda o gün 15 kişi daha hayatını kaybetmişti. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi Mahallesi ile iki mahallede daha sokağa çıkma yasağı ilan etmiş, ertesi gün bölgeye askeri birlikler sevk edilmiş, 15 Mart’ta olaylar Ümraniye’ye sıçramış, Mustafa Kemal Mahallesi’nde beş kişinin ölmesi ve 20’den fazla kişinin yaralanması üzerine bu bölgede de sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.

22 kişinin yaşamını yitirdiği bu olaylar sonucunda Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi’nde 20 sanık polis hakkında dava açılmıştır. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığınca çok acele ve deliller fazla incelenmeden, hızlıca hazırlamış olduğu soruşturmada birçok eksik hukuki değerlendirmeler ve yetersiz bir inceleme ile sağlıksız bir iddianame hazırlanmıştır. Hukuki açıdan çok yetersiz kalan bu davada olayı hazırlayanlar ve olaya dışarıdan emir ve talimat verenlerin hiçbiri iddianamede sanık olarak gösterilmemiştir. Onlar hakkında takipsizlik kararları verilmiştir.

Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan 20 sanıklı bu dava, güvenlik gerekçesiyle bin 200 km uzaklıktaki Trabzon’a sürgün edilmiştir. Bu karar, yıllarca tartışılmış, adil yargılamanın en temel ilkelerinden biri olan “makul süre” tarih olmuş, dava parçalara ayrılmıştır. Dede Halil Kaya’nın öldürülmesi, İstanbul DGM Savcılığı’na gönderilmiş. Ayrıca dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Emniyet Müdürü Necdet Menzil hakkında şikâyet nedeniyle ihmal fezlekesi düzenlenerek Adalet Bakanlığı’na gönderilmiş, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe tarafından haklarında takipsizlik kararı verilmişti.

Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, basit bir cinayet davası olarak görülen davada, zaten 20 sanıktan 18’i tahliye olmuş, ardından hemen beraat edilmişti. Geriye sadece Adem Albayrak ve Mehmet Gündoğmuş adlı 2 sanık kalmıştı. Yani, 5 gün süren ve toplam 22 kişinin öldüğü Gazi Katliamı davasında sadece 2 polis memuru ceza almıştı. Nitekim, Yargıtay’daki hukuk mücadelesi de olumlu sonuçlanmamış, 22 kişinin ölümü ve 600 kişinin yaralanması sonucu yapılan yargılamalarda sadece iki kişi hafif cezalar almış onlarda affedilmiş ve sanıklar tekrar işlerine dönmüşlerdir.

Ülkemizde meydana gelen bu dava hem soruşturma hem de kovuşturma yönünden hem de hukuk ve adaletin tecellisi yönünden eksik olması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınmış, AİHM’in 26 Temmuz 2005 tarihli kararında, “Sorumluların, uygun ve yeterli soruşturma yapmadıkları, öldürme koşullarının uygun ve yeterli bir incelemeye alınmadığı, yargılamanın çok ağır adımlarla ilerlediği, cezaların görece hafif olduğu, dolayısı ile sözleşmenin 2. Maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmış, ayrıca, etkin soruşturma ve adli sürecin yapılmadığı, bu nedenle 13. Maddenin ihlal edildiği sonucuna da varılmış, ihlallerin yanı sıra, her ölüm olayı için 30.000 Euro paranın başvuruculara ödenmesi hükmüne yer verilmişti.

Bütün bu süreçlere rağmen, bu olayların başlangıcını planlayanlar, devamında onlarca insanın katledilmesinde sorumluluğu olanlar, azmettirenler, gerçeklerin araştırılmaması için her türlü engeli çıkaran, kirli, derin ve karanlık yapılar hiçbir zaman tespit edilememiş ve tarihin karanlık sayfalarında gizli kalması için devlet erkinin azami gayreti sarf ettiği gözlemlenmiştir.

Halkların Demokrasi Partisi Grubu olarak yukarıda açıkladığımız üzere, 16 Mart 1995 Gazi Mahallesi Katliamı, Türkiye’nin yakın tarihinde insan yaşamını ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli karanlık olaylardan biridir. O dönem olayın sorumlusu hiçbir üst düzey yetkili açılan davada yargılanmadığı gibi olayların başlangıcını tertipleyen ve şiddetin devamında sorumluluğu bulunan kimseler açığa çıkarılmamıştır. Bu karanlık olayların ardındaki gerçeklerin açığa çıkarılması, sorumlularının vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyiz.