Kenanoğlu: Gezi Direnişi’ndeki polis şiddeti araştırılsın

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, 8. yıl dönümünde Gezi Direnişi sırasında yaşanan polis şiddetine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. Kenanoğlu 8 vatandaşın yaşamını yitirdiği, 36 vatandaşın görme yetisini kaybettiği, 9000’in üzerinde vatandaşın yaralandığı ancak henüz gerçek anlamda soruşturulmayan ve araştırılmayan polis şiddetinin sorumlularının ve uygulayıcılarının açığa çıkarılması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğü ’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca HDP Meclis Grubu adına araştırma önergesini gerekçesiyle beraber TBMM’ye sundu.

Araştırma önergesi metni aşağıda yer almaktadır.


 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

 

28 Mayıs 2013’te başlayıp 16 Haziran sonrasına kadar devam Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden 8 yıl geçmiştir. İstanbul Taksim Gezi Parkı’na imar izni olmadan Topçu Kışlası ve AVM yapılması için parktaki ağaçların sökülmesi girişimini, demokratik haklarını kullanarak barışçıl gösteriler ile protesto etmek isteyen vatandaşlar daha ilk günlerden, güvenlik güçlerinin engellemesi ve şiddeti ile karşı karşıya kalmıştır. İlerleyen günlerde çadırların yakılması, biber gazlı, plastik/gerçek mermili, tomalı müdahaleler ile Türkiye çapında en az 8 vatandaşımız yaşamını yitirmiş, aralarında görme yitisini kaybeden 36 yurttaşımızın bulunduğu 9000’in üzerinde vatandaşımızda yaralanmıştır. Yaşamını yitirenlerin yakınları ve yaralıların açtığı davalarda etkili bir yargılama yapılmadığı gibi deyim yerindeyse büyük bir cezasızlık politikası sürdürülmüştür. Dolayısıyla, eylemlerin bastırılması esnasında, artarak sürdürülen şiddetin sorumlularının ve uygulayıcılarının açığa çıkarılması, yargı önünde hesap vermeleri ve adaletin sağlanması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma sürecinin başlatılması gereğini arz ve teklif ederim.

 

 

 

 

 

GEREKÇE

 

Taksim Gezi Parkı’nı savunmak için başlayan ve milyonların katıldığı kitlesel protestolara dönüşen Gezi direnişi, bütün karalama çabalarına rağmen Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde onurlu yerini almıştır. 8 yıl önce Gezi Parkına Topçu kışlası yapılmak istenmesi amacıyla parktaki ağaçların sökülmesi esnasında BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in dozerlerin önüne geçmesi ile simgeleşen bu direniş, parkı korumak isteyen çevre aktivistlerinin kurduğu çadırlar ile kitleselleşmeye başlamıştır. İlk günün ertesinde polisin biber gazlı saldırıları ve çadırların yakılması ile birlikte tepkiler büyümüş ve gezi parkına katılım on binlere ulaşmıştır.

Polisin kullandığı “orantısız” güç, iktidarın ısrarcı tutumu ve antidemokratik uygulamalar nedeniyle, protestolar kitleselleşmeye ve İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere Türkiye’nin bütün kentlerine (Bayburt ve Bingöl hariç) yayılmış günlerce devam etmiştir.

Günlerce süren büyük bir polis şiddeti ile gaz bombaları, fişekler, biber gazı, plastik ve gerçek mermilerle dağıtılmaya çalışılan bu demokrasi nöbetinde ve devamındaki kitlesel eylemlerde; 19 yaşındaki Mehmet Ayvalıtaş 3 Haziran 2013’te İstanbul’da, 22 yaşındaki Abdullah Cömert 4 Haziran 2013’te Hatay’da, 26 yaşındaki Ethem Sarısülük 14 Haziran 2013’te Ankara’da, 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz 10 Temmuz 2013’te Eskişehir’de, 14 yaşındaki Berkin Elvan 11 Mart 2014 İstanbul’da, 18 yaşındaki Medeni Yıldırım 28 Haziran 2013’te Lice’de, 22 yaşındaki Ahmet Atakan 10 Eylül 2013’te Antakya’da gaz kapsülünün isabet etmesi, silahla vurulma, araba çarpması veya linç vb. güç kullanımı ile devletin kolluk kuvvetleri veya sivil milislerin saldırısıyla yaşamlarını yitirmiştir.

Halkların Demokrasi Partisi Grubu olarak yukarıda açıkladığımız üzere, Gezi Parkı’nın yıkılıp yerine Topçu Kışlası yapılmak istenmesine karşı barışçıl ve demokratik haklarını kullanan göstericilerden en az 8 vatandaşımızın yaşamını yitirmesinde, binlerce insanımızın yaralanmasında, emir vericilerden uygulayıcılara kadar sorumluluğu olan devlet görevlilerinin, sivil destekçilerinin açığa çıkarılması, açılan davalar süresince cezasızlık politikasına hizmet edenlerin vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyiz.