Manşet

Dünden bugüne: Metropollerde yaşayan aleviler

Ali Kenanoğlu

Aleviler, Türkiye’de ezilen, sömürülen ve katliamlardan geçirilen bir halk olarak ve direnerek bugünlere geldi. Türkiye’nin birçok yerinde bulunan cem evleri ve Alevi kültür merkezleri, uzun soluklu bir direnişin ve mücadelenin sonucu olarak varlığını sürdürüyor

‘Camilerde Alevi cenaze sahiplerine hakaret edildi, soğutucuların fişi çekildi’

Alevi toplumunun göçle beraber inançsal olarak bir kopuş yaşamak zorunda kaldığına dikkat çeken Ali Kenanoğlu, şunları anlattı:

“70’li yıllarda Aleviler daha çok sezonluk işçi olarak geliyorlardı ve buradaki işlerini yaptıktan ya da belli sezonluk paralarını kazandıktan sonra köylerine geri dönüyorlardı; doğal olarak da köylerde o inançsal sistemleri sürüyordu. Daha sonra aileler olarak gelmeye ve İstanbul’a yerleşmeye başlandı. Bu yerleşimlerden sonra önemli bir kopuş meydana geldi. Zaten egemen olan sistem içerisinde Sünni komşularıyla birlikte yaşıyorlardı ve çoğunlukla Aleviliğini gizleme üzerine bir yaşam sürdürüyorlardı.

Bu konuda milat olan en önemli sebep cenaze hizmetleriydi. İstanbul’da bir Alevinin cenazesinin nasıl uğurlanacağı meselesi ortaya çıktı. İlk başta başka alan olmadığı için mecburen camilere gidiliyordu. Ancak camilere giden Alevilerin cenazeleri, soğutucunun fişinin çekilmesi veya cenaze sahiplerine hakaret edilmesi gibi durumlara maruz kaldı. Aleviler vakit namazına girmediği için cami hocaları bazen cenaze namazını kıldırmayı reddediyor ya da cemaate laf sokarak kıldırıyordu. Bu durum Alevi toplumunda ciddi rahatsızlıklara yol açtı.

Akabinde 2 Temmuz 93 Madımak Katliamı yaşandıktan sonra bu işin sosyolojik ve tarihsel altyapısı oluştu ve cem evleri yapılmaya başlandı. İstanbul’daki cem evlerinin yapım tarihi 2 Temmuz 93 sonrasıdır. O tarihte Türkiye’de sadece Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Karacaahmet ve Hacı Bektaş Turizm ve Tanıtma Derneği gibi üç tane Alevi kurumu vardı.”

‘Devlet Alevilerin Kürt hareketiyle birleşmesinden korktu’

Cem evlerinin sadece cenazeler için değil, inançsal olarak ihtiyaçlardan dolayı da kurulmaya başlandığını ifade eden Ali Kenanoğlu şunları o dönemleri şöyle aktardı:

“93’lü yıllar, devletin Kürt Hareketini kendine bir tehlike olarak algılamaya başladığı dönemlerdi ve Alevilerle Kürtlerin buluşmasını engellemek amacıyla Alevileri destekleme kararı aldılar.

Bu noktada İzzettin Doğan desteklendi. İzzettin Doğan da devletle görüştüğünü, ‘Aleviler öz Türktür, öz Müslümandır’ politikası çerçevesinde onları organize edebileceğini söyleyerek maddi destek istemiştir. Devlet, Alevilerin sosyalist örgütlerden ve Kürt Hareketi’nden uzak durması için ‘Hadi birer cem yapsınlar, orada örgütlensinler’ politikasını izledi. İzzettin Doğan’ın çıkış sloganı, ‘Aleviler öz Türk’tür, Kürt’ten Alevi olmaz ve Aleviler öz Müslüman’dır’ şeklindeydi.

Sonrasında ‘Hem Kürt’üz hem Alevi’yiz’ demek amacıyla Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) kuruldu. Kürt Aleviler, cem evlerindeki Türk-İslamcı politikalara itiraz etseler de camiye gitmek yerine cenazelerini yine hizmet binası olarak gördükleri cem evlerine götürmeye devam ettiler. Ama politik olarak yöre derneklerinde veya siyasi alanlarda varlıklarını sürdürdüler.”

Yeni Yaşam Gazetesi

Dünden bugüne: Metropollerde yaşayan aleviler

akenanoglu

alikenanoglu.net
Başa dön tuşu