AKP iktidarı Meclisi hiçleştirdi

HDP İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu üzerine Meclis’te yaptığı kürsü konuşması


Sayın Başkan, sayın Genel Kurul; herkesi saygıyla selamlıyorum

Evet, kanun üzerinde görüşüyoruz, bu kanun esas olarak bütçelemedeki fonksiyonel sınıflandırmayı ortadan kaldırıyorlar ve yerine performans esaslı bütçe sınıflandırmasını benimseniyor. Yani burada mevcut yöntem yerine başka bir yöntem benimseniyor. Mevcut yöntem ne getiriyor? Kamu faaliyetlerinin türünü göstermekte, faaliyetlerin ve faaliyetlere yönelik harcamaların zaman serileri boyunca izlenmesi ve uluslararası karşılaştırma yapma imkânlarını sağlamaktadır. Yani bu imkânları ortadan kaldıracak ya da bu imkânları zorlaştıracak başka bir sınıflandırma yöntemi benimseniyor. Baktığınız zaman, işin özü, hesap vermeyi ortadan kaldıran ya da hesap vermeyi zorlaştıran, hesap verdiğiniz zaman teknik olarak buna cevap vermeyi de ortadan kaldıracak bir yönteme doğru gidiş var.

Şimdi, zaten kısıtlı imkânlarda hesap veriliyor. Yani yürütme yapmış olduğu faaliyetlerle ve yapmış olduğu harcamalarla ilgili olarak… Hani kısmen bir Sayıştay çalışıyor, kısmen o da. Bin bir zorluğa rağmen, üzerindeki baskıya rağmen Sayıştay zaman zaman bu hususları belirliyor ve bize, kamuoyuna sunuyor. Ancak Sayıştay’ın belirlediği hususlar bile engellenmeye çalışılıyor. Şimdi, kısıtlı bu imkânlar çerçevesinde şu anda Sayıştay’ın da bizlerin de ya da bu konunun uzmanı kişilerin de bu denetlemelerini ortadan kaldıracak bir yöntemle işin içine giriliyor.

Burada yine vahim bir konu var. Bu teklif alelacele niye getirildi? Şu an bütçe aşamasına geçilecek, o bütçe aşaması zaten bu teklifteki şekliyle hazırlanıyor, dolayısıyla hemen, alelacele bu teklifin geçmesi gerekiyor. Bu şöyle vahim bir durum: Şimdi “güçlü Meclis” diye yola çıkıldı ancak milletvekillerinin milletvekilliğini hiçleştiren ve Meclisi hiçleştiren bir siyaset anlayışı ve bir yönetim anlayışı ortaya kondu.

Ben size çok açık bir şey önereceğim. Yani şu an kamuoyuna çıkılsa ve bir anket yapılsa “Bu 600 milletvekili ne işe yarıyor? Bu Meclisi kapatalım mı kapatmayalım mı, lağvedelim mi etmeyelim mi?” şeklinde halka bir anket sorusu sorulsa inanın, yani yüksek oranda, ya kapatın bu Meclisi zaten bir işe yaramıyor ki diye sonuç çıkacaktır. Şimdi, bu…

Kamuoyundaki algı şu: Zaten Meclis bir işe yaramıyor, yani zaten kanunlar, tasarılar bakanlıklarca hazırlanıyor, zaten Cumhurbaşkanımız her şeyi biliyor ve her şeyi yönetiyor Meclis sadece bir onay makamı olarak çalışıyor. Yani geliyor burada, biz, işte, Meclisteki milletvekilleri bunu onaylıyor. O zaman biz, bu 600 kişiyi niye besliyoruz, niye bunlara bu kadar maaş veriyoruz, bir de bunların danışmanları var, efendime söyleyeyim; giderleri var, harcamaları var, bu Meclisin bir gideri var. Yani hakikaten Meclisle ilgili şu anda kamuoyunda bir yoklama yapsanız, yüzde 80’lere yakın lağvedin, kapatın, gidin derler. Ancak olması gereken nedir? Olması gereken Meclis halkın temsil mekânıdır. Şu anda burada 5 tane grubu bulunan siyasi parti var ve grubu olmayan siyasi partileri de ortaya koyduğunuz zaman Türkiye halkının büyük çoğunluğunun Mecliste temsil edildiğini, yani halkın temsiliyetinin, yüzde 90’lar olduğunu görürüz. Aslında, halkın temsiliyeti burada, Mecliste, yani öyle, yüzde 51 nokta bilmem kaçla oyla seçilmiş bir milletvekili yok burada. Hepimizin aldığı oyların toplamı, farklılıklarımızla birlikte Türkiye’nin tamamını temsil ediyor burada.

Şimdi, dolayısıyla esas güçlendirilmesi gereken hakikaten bu yasaların, bu kanunların görüşülmesi gereken yer Meclistir ve hakikaten hesap sorulması ve sorulan hesaplara cevap verilmesi gereken yer Meclistir. Şöyle bir şey yok: Biz keyfimizden soru sormuyoruz. Ben çok merak ettiğim için gidip soru önergesi vermiyorum. Halk merak ediyor, insanlar bu soruların cevabını istiyor ve biz, bir kamu görevi yerine getiriyoruz, bunun için maaş alıyoruz ve bundan dolayı bu soruları soruyoruz. Peki, ne olmuş soru sorduğumuz zaman bize nasıl cevaplar veriliyor? Ben, şöyle kendi şeylerime baktım, yani 133 soru sormuşum çeşitli zaman dilimi içerisinde, bu 27’nci Dönemde yani 67’sine hiç cevap verilmemiş arkadaşlar, yani 67 sorumuza hiç cevap verilmemiş. Biz, sorduğumuz soruya cevap verilmezse nasıl denetleyeceğiz, denetim görevimizi yerine nasıl getireceğiz. Kamuoyunda bir sürü iddialar oluyor. Evet, iddiadır, biz demiyoruz ki bunlar kesindir. Ancak bu iddiayı araştırmanın, kesinleştirmenin ya da iddianın yersiz olduğunu…

İddianın yersiz olduğunu ortaya koymanın yöntemi nedir? İşte bizim görevimizdir o, biz burada ilgili Bakanlığa sorularımızı sorarız ve bunların cevapları bize gelir, deriz ki: Evet, bu soruları sorduk, cevapları buymuş, bu iddia yersizmiş arkadaşlar, gereksiz yere bu suçlamalarda bulunmayın. Ancak soruyoruz, İçişleri Bakanlığına sorduğumuz soruların hiçbirine cevap gelmiyor, hiç, sıfır; Sağlık Bakanlığı sıfır, hiçbir sorumuza cevap vermemiş; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sıfır, hiçbir sorumuza cevap vermemiş ve diğerlerinden gelen cevaplar da hani zaten şöyle geliyor: Bir soru soruyoruz, çok somut, net bir konuyla ilgili bir soru soruyoruz, gelen cevapta o ilgili kanunun metnini yazıp bize gönderiyorlar, cevaplar da böyle cevaplar. Şimdi, ondan sonra siz diyorsunuz ki: İşte, güçlü Meclis, güçlü Parlamento filan. Valla bunların hepsi hikâye, halk buna inanmıyor çünkü gerçekçi değil. Gerçekten Meclisi güçlendirmemiz gerekir, bunun için çabalayalım.

Teşekkür ederim.