Beyin göçü, iktidarın yanlış politikalarının bir sonucudur

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” üzerine yapılan görüşmeler sırasında ülkede yaşanan beyin göçü sorununa değindi. Kenanoğlu, beyin göçü sorunuyla ilişkili olarak beyin göçünü doğuran sebeplerin iktidarın yanlış politikalarının bir sonucu olduğunu ifade etti.

Konuşma tutanak metni ve videosu aşağıdadır.


Diğer bir önemli konu bu konuda beyin göçüdür. Yani Türkiye’de teknolojik gelişimleri besleyebilecek eğitimli öğrencilerin, zeki gençlerin yetiştirilmesi gereken ve Türkiye’de tutulması gereken ortamlar sağlanamadığı için yurt dışına gitmek zorunda, özellikle Batılı ülkelere ve Amerika’ya gitmek zorunda kalan öğrenciler var. Şimdi, bu beyin göçünün sebepleriyle ilgili bir araştırma yapılmış. İşte, Dünya Bankası, TÜSİAD, YÖK, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi gibi kurumların da içerisinde olduğu bir araştırma bu ve bu beyin göçünün sebepleri şöyle sıralanıyor, diyor ki: “1) Ekonomik sebepler 2) Siyasi sebepler 3) Eğitim sisteminden kaynaklı sebepler 4) Yabancı dil eğitimi isteği üzerine kurulu sebepler…” Böyle sıralanıyor. Şimdi, bu 4 önemli başlığa baktığınız zaman bunların hepsi aslında iktidarın ülkeyi yönetirken uyguladığı yanlış politikaların sonucu oluşan sebeplerdir. Yani bir çocuk, bir öğrenci, bir genç Türkiye’yi terk ederken yani beyin göçü dediğimiz göçü sağlarken bu sebepleri öncelik alarak gidiyor yani. Oysa Türkiye’deki siyasi sebepler, ki bunların aslında ekonomik sebeplerin de eğitim sistemindeki aksaklıkların da tamamı siyasal sebeplerden kaynaklandı, yani ülkeyi yönetenlerin yönetme tarzı ve yönetme anlayışlarından kaynaklı sorunlardır. Bu sorunlar çözüldüğü takdirde, liyakat esas alındığı takdirde o çocuk kendisine iş bulma konusunda bir endişe yaşamadığı sürece Türkiye’de kalmayı tercih edecektir, kendi vatanında kalmayı tercih edecektir, kendi topraklarında yaşamayı tercih edecektir. Ama o biliyor ki “Benim tanıdığım yoksa, siyasi çevrem yoksa; efendim, iktidara yakın bir kimsem yoksa ben zaten ne kadar üniversite okusam da nereleri bitirsem de iş bulma şansım yok.” İşte, 2 tane üniversite bitirip de işsiz kalan gençleri televizyonlarda izliyoruz.

Şimdi, bu beyin göçünün engellenmesinde siyasal sebepler yani demokratik, hak ve özgürlükler söyleniyor ve diğer taraftan da üniversitelerin cazibe merkezi hâline getirilmesi ve saygınlığının artırılması öneriliyor. İşte, kapısına kelepçe vurulan üniversitelerden ne bilim çıkar ne saygın üniversite çıkar ve buradaki gençler de bu ülkeyi terk etmenin fırsatını kollarlar.

Şimdi, Türkiye’nin 3 tane üniversitesi ilk 500’e giriyor: Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve İTÜ. Şimdi, bu üniversiteler de hiçbir zaman operasyondan kendini kurtaramıyor, işte, kapısına kelepçe takılan üniversite, Boğaziçi Üniversitesi 197’nci sırada dünya genelinde. Yani sadece ilk 500 içerisinde 3 üniversitemiz var, bunlardan birincisi Boğaziçi Üniversitesi ama Boğaziçi Üniversitesinin de işte, yandaş rektörle, kayyum atamasıyla bütün o kariyeri ve prestiji bitirilmek isteniyor. Buradan da kalkıp işte “Biz teknoloji bölgelerini kuracağız, teknolojiyi geliştireceğiz.” O bölgelerde çalışacak insan bulamayacaksınız. Bu insanların hepsi “beyin göçü” dediğimiz sebeplerden dolayı gidecekler, yurt dışında kendilerine yaşama imkânı, çalışma imkânları bulacaklar.