Karadenizdeki sel felaketlerine “doğal afet” denilerek geçilemez!

HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Samsun’un Çarşamba, Terme ve Salıpazarı ilçeleri ile Giresun’un Dereli, Yağlıdere, Doğankent ilçelerinde 21 ve 22 Ağustosta meydana gelen ve çok büyük bir yıkıma dönüşen, 15 vatandaşımızın da yaşamını yitirdiği bu sel felaketi üzerine verilen önergeyle ilgili olarak partimiz adına söz almış bulunuyorum.
Sel felaketlerine “doğal afet” denilerek geçilemeyeceğini yaşadıklarımız bize her gün bir kez daha hatırlatıyor, bir kez daha ispatlıyor bunları. Biz biliyoruz ki doğa rahat bırakılsaydı, dengesi bozulmasaydı bu felaketler yaşanmayacaktı. Vadi planlaması yapılmadan, etki değerlendirmeleri yapılmadan inşa edilen HES’lerin sonucu bu felaketler oluşmaktadır. Derelerin kenarlarına kurulan taş ocakları bu felaketlere yol açmaktadır. Doğanın dengesinin bozulması sonucu yağış oranlarının değişimi bütün çevre bilimcilerince de ifade edilmektedir. Vadilerde kurulan HES’ler ve taş ocakları iklim değişikliğine de neden olmaktadır. Daha önceleri dört mevsimi dolu dolu yaşayan bir bölgeydi Karadeniz. Ben de Orta Karadenizli birisiyim. Şimdi Karadeniz’de sadece iki tane mevsim var, bir yaz mevsimi, bir de kış mevsimi var.
Doğu Karadeniz Bölgesi’yle ilgili yapılan bir araştırmaya göre, doksan yıl içerisindeki bilançoda 60 büyük sel felaketinin yaşandığı, bu felaketlerde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızın sayısının da 650’ye yakın olduğu… Ki buna son rakamlar dâhil değildir. En fazla sel felaketi Rize’de yaşanıyor, en fazla can kaybı da Trabzon’da meydana geliyor.
Bu araştırmada dikkat çeken başka bir boyut var arkadaşlar, bu da 1929’dan itibaren 2000’li yıllara kadar yapılan bir araştırma: Yetmiş yılda 20 büyük sel felaketi meydana geliyor. Yirmi yılda ise 40 büyük sel felaketi, yani son yirmi yılda, 40 sel felaketi var ama daha önceki yetmiş yılda 20 felaket var. Dolayısıyla son yirmi yıldaki, yaşanılan süreçteki doğanın dengesini bozacak işler, çalışmalar, bu HES projeleri, doğa talanı bütün bunların, bu felaketleri ne kadar kat kat arttırdığının da başka bir ispatı olarak gözüküyor.
Bölgede 38 adet HES bulunuyor ve 7 tanesinin de yapımına devam ediliyor. Bu anlamıyla bu sel felaketlerinin, nelere mal olduğunu ve nelerden kaynaklı olduğunu iyi anlamak gerekiyor. Giresun’daki felaketinin nedenlerine baktığımız zaman HES ve baraj projeleri için ağaçların kesilerek bölgenin heyelana açık hâle getirilmesi, derenini akış rejiminin bozularak sel riskinin arttırılması, yeşil alanlarda ve dere yataklarında imar affı yoluyla kaçak yapılaşmaya izin verilmesi, yerleşim yerlerini afetlere karşı savunması bırakılması bunların arasında yer alıyor.
BAŞKAN – Tamamlayın sözlerinizi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Peki, şimdi, yapılması gereken nedir? Yapılması gereken, toplum yararı ve sosyal devlet anlayışıyla, bilim insanlarının, meslek odalarının, akademik kuruluşlarının ve tüm ilgili kesimlerin koordinasyonu ve iş birliği sağlanarak bölgede oluşan tahribatlar tespit edilmeli, yurttaşların uğradığı zararlar tespit edilmeli.
Çevre karşıtı yatırım ve plan kararlarının ivedilikle durdurulması, aslî sorumluluklarını yerine getirmeyerek bu felakete sebep olan sorumluların, bağımsız yargıya ve topluma hesap vermeleri için gereken adımların atılması gerekiyor. Felaketin nedeni, dere yataklarının işgalidir, HES inşaatlarıdır, imar rantlarıdır. Karadenizi rahat bırakın, Karadenizin doğasından, deresinden, yaylalarımızdan elinizi çekin, halklarımızın yaşam alanlarını tahrip ederek yaşanmaz kılmaktan vazgeçin. Dolayısıyla buradaki tahribatın araştırılması için de bu konuda gerekli desteğin verilmesi gerektiğini söylüyoruz.
Teşekkür ediyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)