İktidarın muhalefeti sindirme politikası, kaçırma ve işkence ile devam ediyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” üzerine yapılan görüşmeler sırasında yaptığı konuşmanın son kısmında Gökhan Güneş’in kaçırılmasına değindi. Kenanoğlu, iktidarın muhalefeti sindirme politikasının kaçırma, işkence ve ajanlaştırma ile devam ettiğini ifade etti.

Konuşma tutanak metni ve videosu aşağıdadır.


Şöyle birisini söyleyeceğim, Gökhan Güneş. Gökhan Güneş de benim hemşehrim, Tokat’ta Alevi bir ailenin sosyalist işçi bir çocuğu. Gökhan Güneş 20 Ocakta iş yerinin önünden kaçırıldı. Altı gün haber alamadık, altı gün. Bütün aile feryat figan, bütün aile; etrafı, arkadaşları filan. Gidiyorlar emniyete, savcılığa, her tarafa; diyorlar ki: “Ya, Gökhan nerede?” Şimdi, gündüz vakti, kamera kayıtları var. Nereden aldık kamera kayıtlarını? Aile kendi imkânlarıyla bulmuş kamera kayıtlarını. İş yerlerinin kamera kayıtlarını gitmiş almış, oradan emniyete veriyorlar, götürüyorlar “Kamera kaydı bu.” diye. Kaçıran araç belli, aracın gittiği istikamet belli, her taraf MOBESE’yle sarılmış durumda, her yer izleniyor ancak Gökhan Güneş altı gün boyunca bulunamadı -tırnak içinde- bulunamadı. “Haberimiz yok, bizde değil, bilmiyoruz.” dediler. Bu sabah saat altıda İstanbul Başakşehir’de gözleri bağlı bir şekilde bırakıldı, gözleri bağlı bir şekilde. Ve kendisi bugün bir basın açıklamasıyla durumunu anlatıyor, diyor ki: “Altı gün boyunca işkence yaptılar. Gözlerim kapalı, çıplak vaziyette bilinmeyen bir yerde tutuldum. Soğuk su, elektrik, dikey mezar denilen bir tabir ve kaba dayak -ki izleri de var- uygulandı. Bana iş birliği teklif edildi ‘Bizimle çalış, bizim hesabımıza çalış. Muhalif yapını bırak.’” Şimdi, ya, nasıl bir şeydir? İçişleri Bakanlığına soruyoruz, ya sizde mi bu? “Bilmiyoruz.” Ama o esnada Tokat’taki amcası aranıyor, deniliyor ki “Köye geldi mi? Burada mı?” Sanki haberleri yok. Ya, kaçırıldığı istikamet belli, aracın gittiği istikamet belli. Madem öyle, bakarsınız, plakayı tespit edersiniz, oradan iki günde bulursunuz, bir günde bulursunuz. Ama bu vakalar yaşanıyor. İşte, gençler Türkiye’de bunlara maruz kalıyor. Şimdi, bütün bunlara maruz kalınan bir yerde bilimden, teknolojiden, gelişmişlikten bahsediyoruz, işte bu duvarlara çarpıp çarpıp kalıyorsunuz.