Kenanoğlu, Adıyaman-Urfa izlenimleri ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısı ile Adıyaman-Urfa izlenimleri ve gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tahir Çetin, Ali Faik İnter ve Ahmet Yurt Dede’yi anarak konuşmasına başladığı basın toplantısında Kenanoğlu, Adıyaman tütün üreticilerinin taleplerine, Şenyaşar ailesinin adalet arayışına, Alevi kasabası Kısas’ta yaşanan sorunlara ve Din Alimleri’nin gözaltına alınma sebeplerine değindi.

Hakları için günlerdir Ankara’ya yürüyen Somalı madencilerden Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’in yaşamını yitirmesine ilişkin olarak Kenanoğlu, “Acı bir haber aldık. Tahir Çetin ve Faik İnter’in trafik kazası sonucu yaşamını yitirdiğini öğrendik. Bu kişiler neden yollardaydı? Soma Uyar madenciliğinin 8 yıldır tazminatlarını ödemesinden kaynaklı olarak Ankara’ya gelmişlerdi ve Meclis’te görüşmeler yapmak ve verilen sözler haricinde haklarını talep ediyorlardı. ‘Bu ölümün suçlusu, sorumlusu trafik kazası mı?’ diye soracak olursak, bu işin sorumlusu o insanları yollara düşürenlerdir” dedi.

Dersim’de Sarı Saltık Ocağı’nın evlatlarından Ahmet Yurt Dede’nin hakk’a yürümesine ilişkin olarak Ahmet Yurt Dede’nin hem ozanlık geleneğinin hem de Alevin inancının önemli bir sürdürücüsü olduğunu belirten Kenanoğlu ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileyerek “Mekanı Sarı Saltık Pirimizin yanı olsun” dedi.

Kenanoğlu, Urfa ve Adıyaman izlenimlerine dair ilk olarak tütün üreticilerinin sorunlarına dikkat çekti. Tütün yasasının 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi ardından tütün üreticilerinin “feryat ve figan halinde” olduklarını söyleyen Kenanoğlu, konuya ilişkin şunları ifade etti:

Malesef ki AKP iktidarı, yasa yaparken muhatap olarak büyük holdingleri alıyor ve onların önerileri neticesinde yasaları meydana getiriyor. İktidar çıkarılan yasalarla ilgili halkı dinlemiyor. Şu anda tütün konusunda bir yetki belgesi süreci başlatıldı. Bu belgesi olmayan, tütün ticareti yapamıyor. Bölgedeki İnsanlar, kendi küçük arazilerinde ‘sarımlık tütün’ dediğimiz üretimi yapıyorlar ve bunları doğrudan kendileri pazara emeklerinin karşılığını alarak satıyor. Şimdi bu yasayla birlikte ticaret yasaklandı. Peki yetki belgesi kimlere veriliyor? Ancak büyük kooperatifler kuracaksınız ve bu şekilde yetki belgesi alacaksınız. Bu bir bütün olarak tütün piyasasını tekelleştirmeye yol açıyor. Buradaki handikap, sarımlık tütün yetiştiren küçük üreticinin, emeğinin karşılığını alamamasına yol açıyor. Tıpkı fındıkta ve çayda olduğu gibi bir fiyat belirlenecek ve ‘tütünüzü şu fiyattan alıyoruz’ diyecekler. Yani o fiyat küçük üreticinin maliyetini karşılayabilecek boyutta mı bunlara bakmayacaklar. Ve üretici, belirlenen fiyattan tütününü satmak zorunda kalacak. Bunu yerli tütünü bitirme operasyonu olarak da görebiliriz. Böylelikle yabancı sigara satıcıları da desteklenmiş oluyor.

Kenanoğlu yaşanan sorunun çözümü için önerileri şöyle sıraladı:

Meclis’te bir komisyon kurulmalı ve üreticinin görüşlerini alarak yeniden bir düzenleme yapılmalı. Üretici şunu diyor; ‘piyasamızı öldürmesinler. Bizleri belirlenen fiyatlara mecbur bırakmasınlar’. Bir taraftan serbest piyasa yöntemini savunup diğer taraftan üreticiyi bir rakama mahkum etme durumu söz konusu. Şu anda üretim yapıp yetki belgesi olmayan üreticiler kaçakçı durumuna düştü. 1 Temmuz’dan itibaren tütün üreticileri kendi ürettikleri tütünü satarlarsa kaçakçılıktan dolayı hapis cezasıyla karşı karşıya kalacaklar. Bu anlamı ile Meclis’i göreve çağırıyor, öncelikle yasanın ertelenmesini ve bir araştırma komisyonu kurulmasını öneriyoruz.

Kenanoğlu, Şenyaşar ailesinin adalet arayışını da gündemine aldı. Yakın zamanda aileye ziyaret yaptıklarını belirten Kenanoğlu, Şenyaşar ailesinin adalet arayışına ilişkin olarak şunlar dile söyledi:

Şenyaşar ailesi fertleri, AKP’li milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının saldırısı sonucu öldürüldü. Hem iki oğlunu hem de eşini kaybeden bir anne, şu an Urfa Adliyesi önünde eylem yapıyor. Adaleti aramak mağdur edilmiş kesimler açısından söz konusu olduğu zaman hele hele de katliamı yapanlar bir AKP’li milletvekilinin yakınları olduğu zaman maalesef ki Adalet arayışınız ses bulmadığı gibi engelleniyor da. Partimizin önünde her gün şov yaparak nöbet tutanlar, onları besleyenler, eminim ki Emine Şenyaşar’ın yaşadıklarını bir gün yaşasalar ikinci gün orada durmazlar.

Kenanoğlu, Urfa ziyareti esnasında 2 Temmuz Madımak anması yaptıklarını söyleyerek Kısas Mahallesi’nde yaşayan Alevilerin sorunlarını dile getirdi. Kısas’ın 10 bin nüfuslu bir Alevi yerleşim yeri olduğunu vurgulayan Kenanoğlu yaşanan sorunlara dair şunları aktardı:

Kısas, yolumuza bağlı kişiler ve ozanlar yetiştiren, önemli insanları bağrında barındıran insanlardan oluşuyor. Ama gördük ki orada büyük sorunlar var. İnsanın temel ihtiyacı olan su, elektrik ve yol sorunu… Kısas’ta bu üçü de yok. 2021 yılında Atatürk Barajı’nın hemen yakınındaki bir kasabada bunun olmasının ne anlama geldiğini hepimiz az çok biliriz. Bölgede düzenli elektrik kesintileri oluyor. Elektrik kesintileri de suyun kesilmesine yol açıyor. Çünkü elektrik olmayınca dinamolar çalışmıyor. Bölgede 1970 yılında yapılmış, etrafı kırık, mikrobun barındığı bir depo var. Ama insanlar ona da razılar ve diyorlar ki ‘yeter ki suyumuz aksın’. Kısas’a 4 kilometre uzaklıkta başka köyler de. O köylerde ise hiçbir sorun yok. Kısas Alevi kasabası. O coğrafyada Alevi inancını ayakta tutan insanların yaşadığı bir yer. Köylülerin beyanı şu yönde ‘bütün bu ızdırabı, zülmü Alevi olduğumuz için yaşıyoruz. Başka hiçbir sebebini bulamazsınız.’ Burası 10 bin nüfuslu bir kasaba ve Vaziyet bu şekilde.

Kenanoğlu son olarak da din alimlerine yönelik polis operasyonuna değindi. Kenanoğlu, devletin ve iktidarın, resmi Sunni İslam anlayışı dışında bir dini anlayışa tahammülü olmadığını belirterek Din Alimleri’nin gözaltı zulmüne uğradığını ifade etti ve gözlatılarla ilgili olarak şunları söyledi:

Bu kişiler Sünni İslam’ın alimleri ama iktidarın Muaviye siyasetini reddeden din alimleri. Demokratik İslam Kongresi adı altında bir araya gelmişler. Devletin Sünniliğini de İslamını da reddediyorlar. Bunun bir tür Emevi İslamiyeti olduğunu söyleyerek kendi anlayışlarına göre yaşıyorlar. Bu kişilerin hepsi 70 ve üzeri yaşta 25 kişi. Birçoğu ilaçlarla orada tutuluyor. Buna rağmen her türlü gözaltı zulmü yapılıyor. Din alimlerinin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini ifade ediyoruz. Siyasal İslamcıların bu zulmüne karşı biz de din alimlerinin yanında olacağımızı ifade ediyoruz.