Kenanoğlu: Kalkınma sadece sanayi ve insan odaklı değil; çevre ve doğa odaklı da olmalıdır

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabi Kaynaklar, Bilgi ve Teknolojileri Komisyonu toplantısında kalkınma meselesine ilişkin görüşlerini ifade etti. Ostim Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek’in, “Sanayi Politikaları ve Kamu Satın Alımları Dünyada ve Türkiye’de Mevcut Durum ve Türkiye İçin Öneriler” başlıklı sunumunun ardından söz alan Kenanoğlu, kalkınmanın yalnızca sanayi ve insan odaklı değil; çevre ve doğa odaklı da ele alınması gerektiğini belirterek Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununa dikkat çekti.

Konuşma tutanak metni aşağıda yer almaktadır.


T B M M

Tutanak Hizmetleri Başkanlığı

Tarih: 08/07/2021  Kayıt: Sanayi Stenograf  Sayfa: 52

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Merhaba, ben İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu. Hem salonda bulunan ve sunum yapan değerli hocalarımıza ve online olarak da toplantıya katılan ve sunum yapan hocalarımıza teşekkür ediyorum sunumlarından dolayı.

Tabii çok önemli, basit ve geçerli bir kuraldan bahsettiniz yani kamu alımlarında yerli üretim tercih edilmesi meselesi. Aslında bir taraftan baktığınız zaman oldukça da basit bir kural bu. Sonuçta ülkedeki ekonomiyi canlandırmak istiyorsanız, kendi ülkeniz içerisindeki insanların refahını artırmak istiyorsanız, “kamu alımları” dediğimiz, devlet otoritesi tarafından ve bağlı kurumları tarafından yürütülen alımların buralardan yapılması basit bir kural bir taraftan baktığınız zaman, önemli ve geçerli bir kural.

Şimdi bunu anlatırken bunun dışında davranmayı, örneğin salondan örnek verdiniz, işte elektronik cihazlardan, ekranlardan filan bunu anlatırken sadece bir yabancı hayranlığı üzerinden bir örneklemeyle belirttiniz bunu. Bu yeterli midir? Yani örneğin, bu salonda bulunan bu elektronik malzemesinin alınmasının geçerli sebebi sadece yabancı hayranlığı mıdır? Yani akademik olarak yapmış olduğunuz çalışmalar bunu nasıl cevaplandırıyor ya da orada ne tür cevaplar gördünüz? Ya da sadece kalite midir ya da kalite ne kadar fark ediyor? Başka saikler var mıdır? Bunları merak ettiğim için soruyorum ya da bilmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Diğer taraftan, bu dünya üzerinde de bir çevre ve doğa faktörü korunarak kalkınma öne alınıyor artık. Yani bildiğimiz kadarıyla bütün dünyada, bütün gelişmiş ülkelerde kalkınma sadece sanayi odaklı, sadece refah artırma, işte ne kadar, ülkenin mali gücünü, maddi gücünü artırma üzerinden değil, diğer taraftan da bu kalkınmanın çevreyi ve doğayı tahrip etmeden yapılıp yapılmadığı da önemli çünkü atom santrallerinden ve benzeri şeylerden bahsettiniz. Yani sadece bizim için kalkınmak mıdır? Dünyanın her tarafında yaşam ve doğa savunucularının feryat ettiği… Ben bir İstanbul Milletvekili olarak Marmara’daki müsilaj meselesini de görerek, bilerek konuşuyorum. Bu da kalkınmanın bir sonucu değil mi yani bu kalkınma politikasının bir sonucu değil mi; yanlış kullanmayım? Yani hâlen dahi fabrikaların atıklarının Marmara Denizi’ne aktarıldığı bir yerde bu Marmara’yı insanların, canlıların yaşayabileceği bir yer olarak nasıl tutacağız? Mesele sadece kalkınmak mı? Yaşadığımız coğrafyayı ne yapacağız? Bununla birlikte kalkınmayı ele alamaz mıyız? Bu konuda sunumda bir şey yoktu, onu ifade etmek isterim.

Bir de tabii, bizim Komisyonumuz teknik bir komisyon. O yüzden de çok politik konulara girmiyoruz konuşmalarımızda. Arkadaşlarımız değindiği için bir iki şey söyleme ihtiyacı hissettim çok derinlemesine girmeden. Ülkenin kalkınması önemli ama sizin söylediğiniz… Örneğin bunu tarif ederken, işte, millî geliri hesaplarken 80 milyona bölerek yani ülke nüfusuna bölerek kişi başı millî geliri buluyoruz ama ülkenin kalkınmasının sonucunun bir avuç zümrenin hizmetine sunulan bir yerde ülke kalkınmış oluyor mu? Yani bu kalkınmadan sadece bir avuç bir zümre faydalanıyorsa, onlar menfaat sağlıyorsa, matematik üzerinde ya da hesap üzerinde 80 milyona, 90 milyona böldüğün zaman çıkan sonuç sahada yoksa, sadece bunu siz bir ülkenin millî gelirini bulmak için bölüyorsanız, pratikte bu bölünmüyorsa, bu, kalkınma anlamına geliyor mu? Akademik olarak buna cevabınız nedir, nasıl bakıyorsunuz bu boyutlara?

Bir de hani, bütün meseleler konuşulurken demin de söylediğim gibi, kapitalizmin çıkarları çerçevesinde bakılıyor. Örneğin ben şuna üzüldüm, arkadaşımız ayrıldı ama: Pandemide fabrikaların çalışmasını bizim övünerek mi anlatmamız gerekiyor? Yani o fabrikalarda çalışan işçiler ne oldu, onlar nasıl korundu? Biz evlerimizde yatarken, dinlenirken, biz evlerimizde her türlü tehlikeden uzak dururken bu fabrikalarda, atölyelerde çalışan insanları koruyabildik mi? Yani onları açık tuttuğumuz için, yine bir avuç insanı beslemek için ve kapitalizmi artırmak için, kapitalizmi yükseltmek için bu fabrikaları açık tutmak aslında bizim övüneceğimiz bir şey mi yoksa oturup düşünüp üzüleceğimiz bir şey miydi? Bunu da sormak istedim. Teşekkür ederim.