Kenanoğlu: İktidarın en büyük başarısı hakikati öldürmesi!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda ‘Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ üzerine konuştu. Kenanoğlu, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmasında enflasyon, işsizlik ve pandemi gibi sorunlar karşısında yurttaşların yaşadığı zorluklara dikkat çekerek tarafsız, adil, uygulanabilir ve kimseye ayrıcalık sağlamayan bir vergi sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Konuşma tutanak metni ve videosu aşağıda yer almaktadır.


Dönem: 27 Yasama Yılı: 5 Tarih: 12.10.2021 Birleşim: 5 Ham Tutanak Sayfası: 239

Konuşmacı: ALİ KENANOĞLU Seçim Çevresi: İSTANBUL

HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerine HDP Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifinin asıl amacının ülke ekonomisinin içerisinde bulunduğu ağır kriz koşullarında birtakım teknik düzenlemeler getirerek mükelleflere ödeme kolaylıkları ile daha fazla vergi toplamak olduğunu çok net bir şekilde görebiliriz. Uzunca bir süredir krizde olan ülke ekonomisi pandemiyle birlikte iyice darbe almış, emeğiyle geçinen yurttaşlar ve küçük esnaflar başta olmak üzere pandemide halk kaderine terk edilmiştir. Ekonomi, emeğiyle geçinen yurttaşların da üzerine çökmüştür. Bu süreçte Türkiye tarihinin en büyük iş ve istihdam kaybı yaşanmıştır. İş ve istihdam kaybının bu denli yüksek oluşu işçiler, çiftçiler, gündelik çalışanlar ve küçük esnaf başta olmak üzere emeğiyle geçinen yurttaşların ciddi bir gelir kaybı yaşaması anlamına gelmektedir.

Borçlar da artmaya devam ediyor. Maalesef açıklandığı gibi değil bu veriler. Vatandaşların bankalara ve finans şirketlerine olan borçları 24 Eylül-1 Ekim günleri arasında 4,4 milyar daha artarak 958,3 milyar liraya yükselmiştir. Bu borcun 19,6 milyar lirası vadesinde ödenmediği için takibe alınmış kredi ve kredi kartları borçlarından oluşmaktadır. Yurttaşların vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçlarda 14,8 milyar lirası tüketici kredilerinden, 4,9 milyar lirası da kredi kartlarından olmak üzere toplam 219,6 milyar lira düzeyine yükselmiştir.

Şimdi, bu kredi kartlarıyla ne alışveriş yapıyor vatandaş: Herhalde sizler de denk gelmişsinizdir; 2-3 liralık su alan vatandaşları görebiliyoruz kredi kartıyla ve ekmeği dahi kredi kartıyla alan vatandaşlara eğer alışverişe siz kendiniz gidiyorsanız bizim gibi mutlaka siz de denk gelmişsinizdir. 3-4 liralık rakamları dahi kredi kartıyla ödeyen vatandaşlar var. Niye ödüyorlar? Ceplerinde para olmadığı için ve bundan kaynaklı olarak bunu bir vade imkânı gibi değerlendiriyorlar ancak günü geldiğinde de bunu ödeyemiyorlar ve borçlu duruma düşüyorlar ve bundan kaynaklı olarak da icra takiplerine konu oluyorlar. Yurttaşların taksitli konut alımları nedeniyle TOKİ’ye olan borçlarıysa 26,4 milyar liraya yükselmiştir. Şimdi bu borçlar vadesi geçmiş borçlar yani günü geçmiş borçlardan bahsediyoruz. Böylece yurttaşların bankalara, finans şirketlerine, varlık yönetim şirketlerine ve tapuya olan toplam borcu 1 trilyon 15 milyar liraya yükselmiş durumda. Enflasyonun da giderek arttığını görüyoruz. TÜİK’in rakamlarını inandırıcı bulmuyoruz ama -elimizde- şu anda bir tek onların rakamları üzerinden değerlendirmeler yapabiliyoruz. Eylülde fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 1,25 oranında artarken ağustos sonunda yüzde 19,25 olan yıllık enflasyon da yüzde 19,58’e kadar yükselmiştir. Burada gıda fiyatlarında yıllık yüzde 28,8 oranında artış yaşanmıştır ki, dediğim gibi yine bunlar da TÜİK verilerine göre yapılan hesaplamalardır. Eylülde üretici fiyatları ise bir önceki aya göre yüzde 1,55 oranında artarken yıllık artış ise yüzde 43,96 olarak gerçekleşmiştir. Maalesef icra daireleri de dolup taşmaktadır. UYAP sisteminden alınan bilgilere göre, bu yıl 1 Ocak-8 Ekim günleri arasında icra ve iflas dairelerine toplam 5 milyon 636 bin yeni dosya gelmiştir. İcra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı bir önceki yıla göre 65 bin adet artarak toplamda 23 milyon 3 bin dosya hâline gelmiştir.

İşsizlik, enflasyon endeksi yani Sefalet Endeksi de artmaya devam ediyor. Son açıklanan işsizlik oranı ve yıllık enflasyon oranı toplamında oluşan Sefalet Endeksi hem işsizliğin hem de enflasyonun yükselişine paralel olarak artarak yüzde 29,55’ten yüzde 31,58’e kadar yükselmiştir. 2014 yılı başında işsizlik oranı yüzde 9,2, enflasyon oranı ise yüzde 7,8 düzeyindeyken -bu rakamlar- Eylül 2021’de işsizlik oranı yüzde 12, enflasyon oranıysa yüzde 19,58’e kadar yükselmiştir. Sefalet Endeksi, 2014 başında yüzde 17’iken, Eylül 2021’de yüzde 32,6’ya çıkmıştır.

Şimdi, bütün bunlara rağmen bakıyorsunuz, AKP Genel Başkanı “İngiltere’de benzin yok, Almanya, yiyecek bulamıyor.” şeklinde sözler söylüyor “Amerika’nın hâlini görüyorsunuz, İngiltere’nin hâlini görüyorsunuz.” diyor, bu tür sözleri… İşte, Fransa’daki kuyruklardan bahsediyor. Bütün bu gerçekleri… Aslında, şöyle bir şeyle karşı karşıyayız: Ters yüz eden bir anlayış var.

Bu iktidarın en büyük başarısı: Hakikati öldürmesi. Yani hakikat ölmüş durumda, hakikate ulaşmak imkânsız hâle gelmiş durumda. Yani bir yalan rüzgârı içerisinde yaşar hâle geldi insanlar.

Sistem şöyle çalışıyor: Önce yetkili ağızlardan bir açıklama geliyor “Amerika, sefalet içerisinde, İngiltere’de kuyruklar var.” falan, arkasından yandaş medya bunun üzerine yayınlar yapıyor. Şimdi, bunun aksini söyleyebilecek bir kanal yok, bir televizyon yok, bir yayın yok, bir gazete yok çünkü birçok muhalif gazeteleri, televizyonları kapattınız, kapatamadıklarınızı satın aldınız. Satın almadıklarınıza yani buna rağmen ses çıkaranlara da her gün bu yalanları deşifre ettikleri için cezalar uyguluyorsunuz, her gün sürekli cezalar yağdırıyorsunuz.

Öyle bir yalan rüzgârı olmuş ki geçen gün böyle bakarken bir tane video karşıma çıktı. Vatandaş diyor ki: “Biz, Kırıkkale’de S-400 üretiyoruz, S-400 fabrikamız var. Siz, bunu biliyor musunuz?” Bunu anlatıyor, inanıyor yani buna. Niye inanıyor? Çünkü bu televizyonları izlediğiniz zaman, A Haber’i izleseniz, işte bu tüpçünün televizyonlarını izleseniz inanıyorum ki bir ay sonra hepimiz aynı duruma geliriz yani böyle bir durum var. Hatta zamanın Bakanı şöyle demişti: “‘Biz Ay’a dört şeritli yol yapacağız.’ desek buna inanacak bir sürü insan var.” Yani insanlar bu hâle getirildi; önce, hakikaten gerçekler yok edildi ve yalan rüzgârı içerisinde bir yaşam oluşturuldu.

Şimdi, bununla birlikte bakıyorsunuz, bir taraftan da Sayın AKP Genel Başkanı “En samimi, en iyi demokrasi bizde.” diyor yani bunu da söyleyebiliyor. Şimdi, bunun arkasından da en iyi, en samimi demokrasi haberleriyle her taraf donatılıyor. Şimdi, demokrasinin olmazsa olmazı, birinci adımı sandıktır yani seçimdir, değil mi? İlginç bir şey var, ben size ifade edeyim: Yani yerine kayyum atanan Ergani Belediye Başkanı görevinden alındı; önce, savcılık bir konudan dolayı hakkında bir soruşturma açtı, sonra dava açıldı, arkasından bu dava neticesinde beraat etti ve dava kesinleşti, bitti artık yani kesin yargı karar verdi, hükmetti ve bunun üzerine Belediye Başkanı dedi ki “Bir dakika… Ben görevime dönmek istiyorum yani ben beraat ettim, hakkımdaki bütün iddialar geçersiz oldu ve karar kesinleşti.” Sen misin geri dönme dilekçesini veren, hemen Valilik talimatıyla karar bozdurulup yeniden dava açılıyor. Yani bu “demokrasinin kırıntısı” dediğiniz şeydir. Yani sandığı ortadan kaldırdığınız zaman daha demokrasinin birinci adımı yoktur. Seçilmişlerin iradesini yok sayan, gasbeden bir anlayışı, “Artık bizde en iyi demokrasi var, en samimi demokrasi bizde.” söylemlerini ancak işte yalan rüzgârı içerisindeki kanallar ve televizyonlar üzerinden görebiliriz.

Şimdi, Türkiye’deki vergi sistemi üzerine konuşuldu. Yani şöyle bir şey var: İnsanların asgari ücretli olarak da… Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde en düşük asgari ücrete sahip ülkelerden biri olmasının yanında, asgari ücret oranında çalışanların en yüksek olduğu ülke yani AB ortalamasının 6 katından daha fazla insan Türkiye’de asgari ücretle çalışıyor.

Şimdi, asgari ücretin ne olduğunu anlamak için de -işte, hepimizin bildiği, bizde altın çok önemlidir- bakıyorsunuz 2003 yılında bir asgari ücretli 14,45 yani 14,5 çeyrek altın alabilirken şimdi, 2021’de asgari ücretle ancak 3,3 altın alabiliyor. Yani geçim endeksi ve asgari ücretin alım gücünü buradan çok rahat bir şekilde kıyaslayabiliriz.

Vergide adaletsizliğin en önemli nedenlerinden bir tanesi yani Türkiye’de bizlerin karşı karşıya kaldığı şey dolaylı vergiler. Öyle bir adaletsiz sistem ki çok kazanan da az kazanan da asgari ücretli olarak geçinen de bu dolaylı vergide eşitleniyor. Yani gidiyorsunuz markete, herhangi bir ürün alacaksınız, o ürüne çok kazanan da az kazanan da aynı vergiyi ödüyor. Türkiye’deki vergi oranlarının yüzde 65’i dolaylı vergilerden oluşuyor yani vergimizin yüzde 65’i dolaylı vergilerden oluşuyor. Bu, gelişmiş ülkelerde, Avrupa ülkelerinde böyle değil yani orada verginin çok daha düşük oranı, yüzde 30’ları filan dolaylı vergilerden oluşur ancak bizdeki vergilerin yüzde 65’i dolaylı vergilerden oluşuyor. Dolayısıyla aslında çok kazanandan çok vergi almıyorsunuz, siz çok harcayandan çok vergi alıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Çok harcayandan kastımız ne? Ya, işte, vatandaş bakkala gidiyor, markete gidiyor, burada yapılan harcamalar. Örneğin, KDV çok anlaşılır bir şey değil, tüketiciler KDV’ye ne ödediklerini de çok bilmiyorlar. Diyelim markete gidiyorsunuz, açık pirincin KDV’si yüzde 1, ambalajlı bir pirinç alırsanız bunun KDV’si yüzde 8. Bunu kim biliyor? Hangi vatandaş bunun farkında? Lokantaya gittiniz, yemek yediniz, buradaki KDV yüzde 8 ama bu lokantanın turizm işletmesi ruhsatı varsa KDV yüzde 18 oluyor. Kim bunun farkında? Şimdi, böyle aslında tüketicinin de bilmediği, muhtevasına sahip olmadığı, örtülü, gizli, dolaylı bir vergiyle karşı karşıyayız. O anlamıyla vergi sistemi Türkiye’de çok ciddi bir şekilde adaletsiz olarak yürütülüyor. O nedenle tarafsız, adil, uygulanabilir ve kimseye ayrıcalık sağlamayan nitelikte bir vergi sistemi olması gerekiyor.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)