Urfa ziyaretine dair konuşan Kenanoğlu: Tarihsel ve kültürel değerlere gereken önemi vermeliyiz

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda Urfa ziyaretine ilişkin konuştu. Göbeklitepe’nin tarihsel ve kültürel öneminden söz eden Kenanoğlu, Göbeklitepe’nin arsa sahibi Mahmut Yıldız ve ailesine verilen sözlerin tutulmadığını ifade etti ve Diyanet’in inançlara müdahalesini eleştirerek tarihsel ve kültürel değerlerin korunması gerektiğini belirtti.

Konuşma tutanak metni ve videosu aşağıda yer almaktadır.


Dönem: 27 Yasama Yılı: 4 Tarih: 17.07.2021 Birleşim: 105 Ham Tutanak Sayfası:-

Konuşmacı: ALİ KENANOĞLU Seçim Çevresi: İSTANBUL

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın vekiller; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yirmi dört saati tamamlamak üzereyiz, o yüzden böyle ağır siyaset yapmadan biraz daha güncel birtakım meselelere değinmek istiyorum, belki de daha da iyi şeyler olacak.

Urfa’yı ziyaret etmiştim, anlatmıştım, Göbeklitepe’den birkaç bir şey, bir anekdot anlatmak istiyorum. Tabii, “Göbeklitepe” diye biz biliyoruz, yerel halk orada Kürtçe ismiyle “Gire Miraza” diyorlar yanlış telaffuz etmediysem, murat tepesi anlamına geliyor. Şimdi buraya niye murat tepesi diyorlar? Çünkü orada on iki bin yıl öncesiyle günümüz arasında da bir bağlantı var. Aslında oradaki inanç, oradaki gelenek, kültür devam ediyor, on iki bin yıldır devam ediyor. Bir tane ağaç var, dilek ağacı, insanlar oraya -işte çocukları olmayan kadınlar genelde- dilekte bulunuyorlar, muratta bulunuyorlar, istekte bulunuyorlar ve bez, çaput bağlıyorlar, adakta bulunuyorlar filan. İnşallah, Diyanet İşleri Başkanlığı oraya bir tabela asmaz çünkü benzer örneklerini başka yerlerde gördüm, Küçükkuyu’da Zeus Altarı’nda görmüştüm “Bez bağlanmaz, adak adanmaz.” filan diye, sanki İslam’ın bir ibadethanesi, sana ne Zeus Altarı’ndan yani.

Şimdi, bu Göbeklitepe’de de şöyle bir bağlantı var: Buradaki o dilek ağacına yakın noktada yapılan kazıda on iki bin yıl önceki bir kadın doğum figürü ortaya çıkıyor. Aslında on iki bin yıldır insanlar aynı şeylere farklı inançlar altında inanmaya devam ediyorlar. Fakat özel olarak ilgilenmediysen bunu orada göremezsin; bunu anlatan bir tabela, bir tanıtım ve benzeri şey yok.

Şimdi, orada şöyle bir şey de var: Arsa sahibi Mahmut Yıldız var. Bu arsa sahibi son derece önemli, niye? Burayı ilk keşfeden kişi yani sabanına bir tane heykel takılıyor, alıyor bunu iş ediniyor, müzeye götürüyor; müze müdürü “Kaldırıp at sen bunu.” filan diyor ama Klaus Schmidt görene kadar aslında ilk keşfi yapan kişi Mahmut Yıldız. Şimdi, Cumhurbaşkanı söz veriyor Mahmut Yıldız’a yani diyor ki: “Sizi koruyacağız, kollayacağız, öncelik sizin.” Mahmut Yıldız çalışıyor ama onun dışında aileden kimseyi işe almıyorlar. Şimdi, başka tuhaf bir şey var: Mahmut Yıldız’la insanlar fotoğraf çektiriyor diye Mahmut Yıldız’ı gececi yapmışlar. Ya böyle bir mantık nasıl bir bakış açısıdır? Yani ben de Mahmut Yıldız’la fotoğraf çektirmek isterim çünkü orayı ilk keşfeden insan ve önemli bir insan yani ama adamı gececi yapmışlar ki sırf insanlar fotoğraf çektiriyor diye yani; şimdi, böyle bir bakış açısı.

Şimdi, bir taraftan da ilk insan heykeli var, ona da Balıklıgöl İnsanı diyorlar, onun hikâyesi apayrı. Çünkü o, Balıklıgöl etrafındaki bir kazıda çıkmış ama anlatılanlara göre, tabii, çok emin değilim bundan. Anlatılanlara göre, heykel bulunuyor, müzeye götürülüyor fakat oradaki inşaat durmasın diye iş bittikten sonra, inşaat bittikten sonra “Aa, bu heykel bu döneme aitmiş.” filan diyerek on iki bin yıllık heykel ortaya çıkartılıyor ama o heykelin bulunduğu yerde başka bir kazı çalışması yapılamıyor dolayısıyla. Bu da turizme, arkeolojiye, kültüre, tarihe bakış açımızı da anlatan önemli bir gösterge anlamındadır.

Şimdi, bunları söyleyerek coğrafyamızın bu tür tarihsel ve kültürel değerlerine gereken önemi vermemiz gerektiğini ifade etmek istiyorum.