Konuşmalar

Kenanoğlu: “Günümüz koşullarında tüm maden kazaları önlenebilir”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Bartın Amasra’da 41 madencinin yaşamını yitirdiği maden katliamı sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan araştırma komisyonu görüşmelerinde konuştu. Maden ocaklarında yetersiz olan yönetmeliklere dahi uyulmadığını belirten Kenanoğlu, “Günümüz koşullarında tüm maden kazaları önlenebilir” sözüne dikkat çekerek “Amasra’da yaşanan kaza değil cinayet!” dedi.

Konuşma tutanak metni ve videosu aşağıda yer almaktadır. 


3.11.2022 tarihli (10 / 6598, 6599, 6600, 6601, 6602, 6603, 6604, 6605) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu

Konuşmacı: ALİ KENANOĞLU Seçim Çevresi: İSTANBUL

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Başkanım, teşekkür ederim.

Sunumları için de 6 hocamıza da çok teşekkür ediyorum, oldukça önemli bilgiler edindik bu sunumlardan dolayı. Hocalarımızın ızdıraplarını ve ortak kanaatlerini de görmüş olduk aslında burada. Soma katliamından sonra yaşadıklarını ve ızdıraplarını anlatmaya çalıştı Bahtiyar Hocam, daha doğrusu “Artık siz anlayın.” dedi yani “Sözün tamamı ahmağa söylenir.” misali “Ne çektiğimizi anlayın.” dedi.

Soma’da madencilerle bile bir araya gelememek gibi bir durumun düşünülmesi gerekir Sayın Başkan. Sizin Bakanlık yaptığınız bir dönemde meydana gelmiş bir kazayla ilgili böyle bir tespit yapılması öncelikle sizin vicdanınızı yaralaması gerekir. Hakikaten bizim muhalefet partileri olarak ortaya koymuş olduğumuz birtakım görüşlerin teyit edildiğini de görmüş olduk burada ve Soma’da madencilik nasıl yapılmaması gerekiyorsa hepsinin orada yapıldığını gördüklerini söylediler sayın akademisyenler. Bu da son derece üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Mevzunun sadece Soma’dan ibaret olmadığını da anlıyoruz aslında. “Soma” diye aktarılan şey Amasra’da ve bütün maden sahalarında yaşanan mevzular. Madenlerin jeoteknik raporları olmadığını açıkçası öğrenmiş olduk burada. Bu da oldukça vahim bir durum. Dün çok kısır bir tartışmaya mahkûm edildik burada açıkçası, özellikle Enerji Bakanlığı bürokratları tarafından ve ilgili müdürlükler tarafından pervanenin emiş-itiş meselesi üzerinden bir tartışma içerisine sokulduk ama esas görmemiz gereken kısım bize gösterilmemeye çalışıldı. Biz burada “Bu işin aslında orayla bir alakası yok.”a ikna edilmeye çalışıldık açıkçası burada dün. Bu mesele havalandırma meselesiydi yani bilirkişi raporunda da üzerinde sıkça durulan mesele, bir havalandırma sorunu ve havalandırma kazası meselesiydi; bugün akademisyenler tarafından da özellikle Kemal Hoca tarafından da teyit edildi burada. Bu işin üzeri kapatılmaya çalışıldıkça yani bizleri bir şeylere ikna etmeye çalışıldıkça bu katliamların, bu faciaların daha da devam edebileceğini görmüş oluyoruz böylelikle. Mesele, bizim ikna olmamız ya da kamuoyunun ikna olması meselesi değil ki yani mesele, bu gerçekliği görmek, bu hakikati görmek meselesi oluyor.

Bugünkü sunumlarda yönetmeliklerin aslında ne kadar yetersiz olduğunu ama buna rağmen, bu yetersiz olan yönetmeliklere uyulursa eğer yaşadığımız kazaların büyük çoğunluğunun yaşanmayacağını da üzülerek öğrendik. “Zaten yönetmelikler yetersiz ama bu yetersiz yönetmeliklere uyan kaç tane işletme var?” diye de soruldu. Soran kişiler de aslında bunun cevabını biliyordu ama bilemiyorum artık yani ya nezaketlerinden dolayı ya da konuyu Komisyon araştırsın diye de söylemiş olabilirler.

“Günümüz koşullarında tüm maden kazaları önlenebilir.” sözü ve bunun rapora yazılması aslında meselenin kader olmadığının, dahası yaşanılanın bir kaza olmadığının, düpedüz bir cinayet olduğunun da altının çizilmesi oldu yani sayın hocalarımız bize bunu burada söylediler. Burada mesele önceliktir. Öncelik ne yani? Önceliği belirleyen iktidarlardır ve iktidarlarının önceliği her zaman insanların değil, işletmelerin hayatı olmuştur yani daha fazla kâr hırsı, daha fazla gelir elde etmek ve o işletmeyi daha fazla ayakta tutmak üzerine bir öncelik belirlendiği takdirde işte burada bahsedilen, sayın hocalarımın bahsetmiş olduğu o radikal çözümleri çıkarmak mümkün değildir. Yani radikal çözümü çıkarabilmek için yani bu cinayetleri durdurabilmek için radikal çözüm ortaya koymak gerekiyor, radikal çözümü ortaya koyabilmek için de bu öncelikten vazgeçmek gerekiyor; bunu öğrenmiş olduk burada. Biz burada Ahmet’in isminin aslında Ahmet olduğunu, Fatma’nın isminin de aslında Fatma olduğunu öğrenmeye, anlamaya çalışıyoruz ya da bunu ispatlamaya çalışıyoruz ama hakikat durduğu yerde duruyor ve karşımıza sürekli böyle acı bir şekilde çıkıyor.

Benim hocalara tek bir sorun var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN TANER YILDIZ – Tabii ki.

Buyurun.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın hocalarım eminim bu bilirkişi raporunu okumuşlardır çünkü şu anda elimizdeki tek veri bu ve dün de bütün tartışmalar bu bilirkişi raporu üzerinden yürütüldü. Buradaki kendi konularıyla ilgili bilirkişi raporunda belirtilen hususlar konusunda değerlendirmeleri nedir? Yorum yapabilirler mi acaba? Ben de bunu sormak istiyorum.

Teşekkür ederim.

akenanoglu

alikenanoglu.net
Başa dön tuşu