‘Seçmeli ders’ adı altında din dersi dayatması Meclis gündeminde

HDP İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı ortaokul ve liselerde 4-22 Ocak tarihleri arasında yapılacak seçmeli ders tercihleri döneminde okul yöneticileri ile beraber vakıf, dernek ve cemaatlere bağlı kuruluşların dini içerikli derslerin seçilmesi için velilere ve öğrencilere yönelik yoğun bir baskı kampanyası başlattığına ilişkin haberlerin kamuoyuna yansıması üzerine konuyu Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK‘a sordu.

Soru önergesi aşağıda yer almaktadır.


 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

Aşağıda belirtilen soruların Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK tarafından anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 96. ve 99. maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

 

 

 

 

 

Seçmeli ders seçiminin 4-22 Ocak tarihleri arasında gerçekleşeceğinin açıklanmasıyla birlikte, okul idarecilerinin “dini içerikli” derslerin seçilmesi yönündeki müdahaleleri her yıl olduğu gibi bu yılda devam etmektedir.Belirlenen seçmeli derslerin öğrencilerin pedagojik, akademik gelişimlerine olanak sağlamaktan uzak olduğuna dikkat çeken eğitimciler, öğrencilerin kendi ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda ders seçmelerinin önünün açılması gerektiğini ifade etmektedirler.

Yaşadığımız koşullarda siyasi iktidarın bütün okulları imam hatipleştirme gayretinde olduğu, normal ortaokul ve liselerde bu seçmeli dersler vasıtasıyla eğitimin dinselleşmesine yönelik politikaların sürdürüldüğü görülmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve il Milli Eğitim Müdürlükleri seçmeli dersleri eşit koşullarda tanıtması gerekirken, dini içerikli derslerin seçilmesi için çalışma yürüttüğü, velileri teşvik ettiği bir kez daha kamuoyuna yansımıştır.

Zorunlu din dersinin Alevi öğrencilere verilemeyeceği yönündeki yargı kararları uygulanmazken, tam aksine dini içerikli ders sayısının artırılması bilinçli bir politika yürütüldüğünün göstergesidir.

Daha önce ki yıllarda da Milli Eğitim ve okul müdürlükleri aracılığı ile öğrencilerin seçmeli derslerde dini içerikli dersleri seçmeleri konusunda, okul idarelerinin aileler ile iletişim kurarak, baskı ve ikna çalışmaları yürüttüğü bilinmektedir.

TÜRGEV’den Din Öğretim Genel Müdürlüğü’ne kadar ‘Eğitime Destek Platformu’ adı altında tüm illerde ve ilçelerde toplantılar yapıldığı, buralarda öğrencilerin seçmeli din derslerine nasıl yönlendirilebileceği konusunda birtakım çalışmalar yürütüldüğü kamuoyuna yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır.

Bu durumun son örneği, Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü eliyle yapılacağı duyurulan çevrimiçi toplantıda yaşanmıştır.

Öğrencinin ilgi, beceri, istekleri göz ardı edilerek tek tip insan, tek tip inanç dayatmasının somutlaşmış bir göstergesi olan toplantıların bireyin özgür iradesinin önüne geçme çabası olduğu aşikardır.

Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğünün, öğrencileri dini içerikli ders seçimine zorlaması yönünde seçenekleri okul idarelerince önceden doldurulmuş dilekçeler hazırladığı, öğrenciden habersiz yapılan ders seçim tercihlerinin bulunduğu yönünde iddialar bulunmaktadır.

Laik, bilimsel, demokratik, kamusal, cinsiyet ayrımsız, eşit, ana dilinde eğitimden her geçen gün uzaklaşılmaktadır.

Bu iktidar döneminde, çok sayıda din kültürü öğretmeni ataması yapılmasının sonuçlarından birisi de, çocukların yeteneklerine göre değil idarecilerin dini içerikli derslere yönlendirme yapmasında gözlemlenmektedir.

Aslında, müzik, resim, dil gibi alanlarda öğretmen atamaları yapılsa veya bir önceki yıl öğrencilerin seçmeli ders taleplerinde açığı olan branşlarda öğretmen atamaları sağlansa, böyle bir zorlamanın önüne geçilebilecektir. Ancak, bunun yapılmamasın siyasi bir tercih olduğu ortadadır.

Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin ihtiyaçları görmezden gelinirken, vakıf ve cemaatlerin istekleri doğrultusunda dini eğitimin öncelendiği açıkça görülmektedir.

İdarecilerin, din temelli derslerin müfredata eklenmesinden sonra bu dersleri ne kadar çok seçtirirse milli eğitim müdürlükleri nezdinde o derece muteber idareci olarak görüleceği güdüsüyle hareket ettikleri anlaşılmaktadır.

Okullarda, veliler ve öğrenciler çok ciddi manipüle edilmektedir, okul ne derse bizde buna uymak zorundayız gibi bir algıyla hareket edildiği görülmektedir.

Bütün bunlara göre;

1- Seçmeli dersleri, çocukların ilgi ve yeteneklerine göre seçme özgürlüğüne okul idarecilerince neden müdahale etmektedir?

2- Okul idarecileri özellikle “dini içerikli” derslerin seçilmesini neden telkin etmektedir?

3- Adı üzerinde olan seçmeli dersin, okul idarelerince zorunlu dini içerikli derslere yönlendirilmesine bakanlık olarak neden sessiz kalınmaktadır?

4- Ders seçiminde öğrencilerin isteklerini neden göz ardı edilmektedir?

5- Okul idarecileri, seçmeli dersler hakkında öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre bilgilendirme yapmakta mıdır?

6- Bakanlığınızın, okul idarelerince seçmeli derslerde dini içerikli derslerin seçilmesi yönünde ailelere baskı yapıldığı yönündeki haberlerden bilgisi var mıdır?

7- Öğrencilerin/velilerin seçme özgürlüğünü ortadan kaldıran idareciler hakkında bir işlem yapılacak mıdır?