HES’ler Türkiye’de bir felakete dönüşmüştür!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda Hidroelektrik Santralleri’ne (HES) ilişkin verilen önerge üzerine konuştu. Kenanoğlu konuşmasında HES’lerin yenilenebilir enerji olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını ve doğada kalıcı tahribatlar yarattığını belirterek çevreyi koruyan enerji politikalarının öncelenmesi gerektiğini vurguladı.

Konuşma tutanak metni ve videosu aşağıda yer almaktadır.


Dönem: 27 Yasama Yılı: 4 Tarih: 7.04.2021 Birleşim: 69 Ham Tutanak Sayfası:114

HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın vekiller; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Hidroelektrik santraller Türkiye’de maalesef bir doğa felaketine dönüşmüş durumda. Yenilenebilir enerji kapsamı içerisinde değerlendiriliyor ama baktığınız zaman, esasında, mutlaka yenilenebilir enerji kapsamı dışarısına çıkarılması gereken bir hâl almış, bütünüyle beton yatırımı ve YEKDEM kapsamında devlet desteği alıyor, buralara ciddi destekler sunuluyor. Bu sunulan desteklerle bir bütün olarak betona harcama yapılıyor, bu inşaat faaliyetlerine harcama yapılıyor. Derelerden akan sular, ırmaklardan akan sular o beton çevreli borular içerisinde getiriliyor, bir alana toplanıyor ve bütünüyle aslında yenilenebilir enerji kapsamı içerisinde değerlendirilmesi mümkün olmayan bir duruma yol açmış durumda. Maalesef, Türkiye’nin, iktidarın özellikle şu anda yapmış olduğu açıklamalara baktığınız zaman, yenilenebilir enerjideki artış oranıyla sürekli övünüyorlar ancak yenilenebilir enerjideki bu artışın büyük oranda da HES’ler olduğunu bilmemiz gerekiyor. Aslında, bu övünülecek bir şey değil; tam tersine, vazgeçilmesi gereken, artık terk edilmesi gereken bir alandır HES’ler, hidroelektrik santralleri.

Hidroelektrik santrallerinin doğaya ve çevreye verdiği sorunları 4 başlık altında akademisyenler, bilim insanları, bu konuda çalışan uzmanlar toparlamışlar. Bunlardan bir tanesi, planlama aşamasındaki sorunlar. Biliyorsunuz, Türkiye’de bir ÇED uygulaması var ama bu ÇED uygulaması genelde şirketlerin isteği doğrultusunda yapılıyor, halk genelde manipüle ediliyor ve gerçek anlamda bir çevre denetleme sistemi, ÇED sistemi uygulanmıyor. Böyle bir sorun ve sıkıntı var. Diğer taraftan, yapım aşamasındaki sorunlar var ki bütünüyle bir betonlaşma, hafriyat kamyonlarının çalışması, o trafiğin oluşturulması, yeni yolların yapılması, doğaya, çevreye, akan sulara ve ormanlık alanlara vermiş oldukları büyük zararlar ve tahribatlar söz konusu. Diğer taraftan, bu tür HES inşaatlarının erozyon ve toprak kaymalarına neden olduğunu, sebep olduğunu da biliyoruz ve bu konudaki karşılaştığımız felaketleri de tarihimizde, yakın zamanda hepimiz birçok yerde yaşadık, biliyoruz.

Bir de, tabii, üçüncüsü de; işletme evresindeki sorunlar var. Buralara baktığınız zaman nehir içindeki ve çevresindeki ekosistem açısından bir değişime yol açıyor. Büyük oranda bir can suyundan bahsediyorlar ama o zaten ülkedeki kuraklığın getirdiği sonuçla birlikte artık o suların da -yazın özellikle belli dönemlerde- tamamen kuruduğunu, o derelerin, o ırmakların tamamen kuruduğunu biliyoruz. Ben, burada sıkça ifade ettim -benim de doğduğum topraklar olan Tozanlı bölgHDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın vekiller; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Hidroelektrik santraller Türkiye’de maalesef bir doğa felaketine dönüşmüş durumda. Yenilenebilir enerji kapsamı içerisinde değerlendiriliyor ama baktığınız zaman, esasında, mutlaka yenilenebilir enerji kapsamı dışarısına çıkarılması gereken bir hâl almış, bütünüyle beton yatırımı ve YEKDEM kapsamında devlet desteği alıyor, buralara ciddi destekler sunuluyor. Bu sunulan desteklerle bir bütün olarak betona harcama yapılıyor, bu inşaat faaliyetlerine harcama yapılıyor. Derelerden akan sular, ırmaklardan akan sular o beton çevreli borular içerisinde getiriliyor, bir alana toplanıyor ve bütünüyle aslında yenilenebilir enerji kapsamı içerisinde değerlendirilmesi mümkün olmayan bir duruma yol açmış durumda. Maalesef, Türkiye’nin, iktidarın özellikle şu anda yapmış olduğu açıklamalara baktığınız zaman, yenilenebilir enerjideki artış oranıyla sürekli övünüyorlar ancak yenilenebilir enerjideki bu artışın büyük oranda da HES’ler olduğunu bilmemiz gerekiyor. Aslında, bu övünülecek bir şey değil; tam tersine, vazgeçilmesi gereken, artık terk edilmesi gereken bir alandır HES’ler, hidroelektrik santralleri.

Hidroelektrik santrallerinin doğaya ve çevreye verdiği sorunları 4 başlık altında akademisyenler, bilim insanları, bu konuda çalışan uzmanlar toparlamışlar. Bunlardan bir tanesi, planlama aşamasındaki sorunlar. Biliyorsunuz, Türkiye’de bir ÇED uygulaması var ama bu ÇED uygulaması genelde şirketlerin isteği doğrultusunda yapılıyor, halk genelde manipüle ediliyor ve gerçek anlamda bir çevre denetleme sistemi, ÇED sistemi uygulanmıyor. Böyle bir sorun ve sıkıntı var. Diğer taraftan, yapım aşamasındaki sorunlar var ki bütünüyle bir betonlaşma, hafriyat kamyonlarının çalışması, o trafiğin oluşturulması, yeni yolların yapılması, doğaya, çevreye, akan sulara ve ormanlık alanlara vermiş oldukları büyük zararlar ve tahribatlar söz konusu. Diğer taraftan, bu tür HES inşaatlarının erozyon ve toprak kaymalarına neden olduğunu, sebep olduğunu da biliyoruz ve bu konudaki karşılaştığımız felaketleri de tarihimizde, yakın zamanda hepimiz birçok yerde yaşadık, biliyoruz.

Bir de, tabii, üçüncüsü de; işletme evresindeki sorunlar var. Buralara baktığınız zaman nehir içindeki ve çevresindeki ekosistem açısından bir değişime yol açıyor. Büyük oranda bir can suyundan bahsediyorlar ama o zaten ülkedeki kuraklığın getirdiği sonuçla birlikte artık o suların da -yazın özellikle belli dönemlerde- tamamen kuruduğunu, o derelerin, o ırmakların tamamen kuruduğunu biliyoruz. Ben, burada sıkça ifade ettim -benim de doğduğum topraklar olan Tozanlı bölgesi vardır Tokat’ta- Tozanlı Irmağı çok geniş bir akarsuydu ama şimdi, şu anda gittiğiniz zaman, özellikle kuraklığın getirdiği etkiyle de, yağıştaki azalmanın getirdiği etkiyle de artık bir dereden öte bir şey değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Yani küçücük akan bir su var ve o su etrafındaki daha önceki yer alan ekosistemin bütünüyle, tümden yok olduğunu, ortadan kalktığını görüyoruz. Dolayısıyla HES’ler desteklenecek bir proje değildir, HES’lerin yenilenebilir enerji kapsamından çıkartılması gerekir, YEKDEM kapsamından zaten çıkartılması gerekiyor ve mutlaka başka enerji politikalarına, çevreyi, doğayı koruyan enerji politikalarına ağırlık vermek gerekiyor ki bunların neler olduğunu biz burada çok fazlasıyla anlattık. HES’leri ortadan kaldırmak gerekiyor.

Saygılar. (HDP sıralarından alkışlar)

esi vardır Tokat’ta- Tozanlı Irmağı çok geniş bir akarsuydu ama şimdi, şu anda gittiğiniz zaman, özellikle kuraklığın getirdiği etkiyle de, yağıştaki azalmanın getirdiği etkiyle de artık bir dereden öte bir şey değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Yani küçücük akan bir su var ve o su etrafındaki daha önceki yer alan ekosistemin bütünüyle, tümden yok olduğunu, ortadan kalktığını görüyoruz. Dolayısıyla HES’ler desteklenecek bir proje değildir, HES’lerin yenilenebilir enerji kapsamından çıkartılması gerekir, YEKDEM kapsamından zaten çıkartılması gerekiyor ve mutlaka başka enerji politikalarına, çevreyi, doğayı koruyan enerji politikalarına ağırlık vermek gerekiyor ki bunların neler olduğunu biz burada çok fazlasıyla anlattık. HES’leri ortadan kaldırmak gerekiyor.

Saygılar. (HDP sıralarından alkışlar)