Uygur Türklerine yapılan zulüm bize ne kadar da tanıdık geliyor!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Meclis Genel Kurulu’nda Çin’de Uygur Türklerinin maruz kaldığı asimilasyon politikalarını ve zulmü gündeme getirdi. Uygur Türklerinin yaşadığı zulmü iktidarın görmezden geldiğini ifade eden Kenanoğlu, iktidara yönelik olarak ”konu ekonomik çıkarlarınız olunca her şeyi unutuyorsunuz” dedi.

Konuşma tutanak metni ve videosu aşağıda yer almaktadır.


Dönem: 27 Yasama Yılı: 4 Tarih: 10.03.2021 Birleşim: 57 Ham Tutanak Sayfası:-

HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın vekiller; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Uygur Türklerinin yaşadıkları aslında -1953’teki nüfus sayımı sonucuyla, 2000 yılındaki nüfus sayım sonucu- meseleyi ortaya koyuyor. 1953’te yapılan nüfus sayımı sonucunda Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin nüfusunun yüzde 75 olduğunu, 2000 yılında da bunun yüzde 45’e indiğini görüyoruz. Bütün bu aşamalar nasıl gerçekleşmiş diye baktığınız zaman, ana dilleri, konuşmaları yasaklanmış, dinî ritüellerini yaşamaları, yerine getirmeleri yani yerinde yerine getirmeleri yasaklanmış, bu Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde doğum kontrolü baskısıyla demografik yapıda değişiklikler meydana getirilmiş, sistematik insan hakları ihlalleri bu süreci hızlandırmış, keyfî gözaltılar, işkenceler, taciz uygulamaları, bütün bu süreçlerin sistematik olarak uygulanması oradaki nüfusun erimesine neden olmuş. Şimdi, biz, aslında, burada meseleye şöyle yaklaşıyoruz: Şüphesiz ki soydaşlık kavramı, dindaşlık kavramı önemlidir ancak bir taraftan da baskıya, zulme uğrayan bir topluluk var. Dünyanın neresinde olursa olsun kitlesel bir topluluk sistematik olarak imha, inkâr ve asimilasyona tabi tutuluyor.

Şimdi, burada uygulamalar böyle ya, dünyanın birçok ülkesi açısından oradaki Türkü çıkarın başka bir kelime koyun, başka bir milleti ekleyin, başka bir etnik kökeni ekleyin, başka bir inançsal topluluğu ekleyin aynı sonucu görürsünüz.

Peki, zulmedenler ne diyor? Bakın, zulmedenler de aynı şeyi söylüyor, demişler ki Uygurlar için: “Ya, bunlar bölücü, bunlar terörist.” Şimdi, ne kadar tanıdık kelimeler değil mi yani. Niye? Uygurlar ana dilini konuşmak istiyor, Uygurlar inancını yaşamak istiyor, Uygurlar kimliğine sahip çıkıyor ve asimilasyonu reddediyor. Dolayısıyla, Uygurlar terörist ve bölücü ilan ediliyorlar. Dünyanın her tarafında bu böyle oluyor demek ki yani. Bize çok tanıdık geliyor bunlar.

Şimdi, oradan bakıyorsunuz, Çinliler başka bir şey daha söylüyor, zulmedenler, zalimler diyor ki: “Ya, bu Uygurlar Türk değil.” Rapor yayınlamışlar Uygurlar Türk değil diye. Diyorlar ki: “Ya, Uygurların zaten çoğu Müslüman da değil.” İnkâr, asimilasyon, ne kadar benzer, ne kadar tanıdık. Aslında, soydaşlık kavramının üzerinden değil de bütün toplumlara, bütün halklara yönelik bu tür zalim, zulüm, inkâr, imha ve asimilasyona karşı çıkmak gerekiyor ama bakıyorsunuz 39 ülke bunu kınıyor bizim iktidarımızdan ses yok. Niye? Demek ki: Vatan, millet, bayrak, ezan bilmem ne ekonomiden önde değil yani. Onlar işinize geldiği zaman kullanabileceğiniz kelimeler, işinize geldiği zaman kullanabileceğiniz tabirler ama ekonomik çıkarlar devreye girince bunların hepsi unutuluyor ve kimsenin Uygur Türkleri hakkında bir şey söyleyesi gelmiyor, kimsenin umurunda da olmuyor.

Söyleyeceklerim bunlar, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)