Son üç yılda elektriğe %70, doğal gaza %80 zam yapılırken; asgari ücrete %44 zam yapıldı!

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2021 yılı bütçe görüşmelerinde konuştu. Konuşmasına 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle cezaevinde tutsak edilen Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyelerini anarak başlayan Kenanoğlu, özellikle kış aylarında halkın bütçesini zorlayan elektrik ve doğalgaz faturalarındaki pahalılığı gündeme getirdi. Elektrik faturalarında karartma fatura uygulaması olduğunu ifade eden Kenanoğlu, bir ailenin asgari ne kadar elektrik, su, doğal gaz tükettiğinin belirlenmesi ve özelikle pandemi koşullarında belli bir limite kadar ücretsiz verilmesi gerektiğini söyledi. Kenanoğlu, yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretiminin desteklenmesi gerekirken Türkiye’de bu durumun şirketler lehine suistimal edildiğini belirterek mevcut durumun desteklenmeyecek olduğunu da sözlerine ekledi. Son olarak ise Kenanoğlu, DEDAŞ’ın Kürt illerinde açık açık insanların geçim kaynaklarını ve ülkenin tarım imkânlarını da ortadan kaldıran bir uygulama yürütmekte olduğunu belirterek DEDAŞ’ın yapması gereken yatırımları yapmamasından kaynaklı olarak oluşan sorunların yükünü tüketicilerin çektiğini ifade etti.

Konuşma tutanak metni aşağıda yer almaktadır.


Dönem: 27 Yasama Yılı: 4 Tarih: 10.12.2020 Birleşim: 27 Ham Tutanak Sayfası:7-

HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Genel Kurul; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugün 10 Aralık. 10 Aralık, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin kabulünün 72’nci yıl dönümü. İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkım, kan, gözyaşı, zulüm, bütün bu süreçte yaşanan olumsuzluklar üzerine bir daha insanlığın bu süreci yaşamaması açısından Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen İnsan Hakları Günü’nün 72’nci yıl dönümündeyiz.

Tabii, insan hakları 72’nci yılında tüm dünyada ve ülkemizde ne durumda, bunu çok yakından yaşayan insanlarız biz. Kan, gözyaşı, zulmün devam ettiği, “Terörle mücadele” adı altında her türlü baskının, zulmün en geniş şekliyle bütün muhalif kesimlere uygulandığı bir süreci yaşıyoruz. Antidemokratik yöntemlerle ülkeyi yönetemeyen iktidarın, barışçıl politikaların kendisi açısından sonu olacağını bildiği için her türlü baskıyı ve zulmü artırdığı bir dönemde İnsan Hakları Günü’nü yaşıyoruz. Özellikle Kürt sorunu kaynaklı olarak partimize yönelik her gün operasyonların yapıldığı, her gün siyasetçilerimizin gözaltına alındığı bir sürecin yıl dönümündeyiz aynı zamanda.

10 Aralık İnsan Hakları Günü vesilesiyle hakları gasbedilerek cezaevinde tutsak edilen arkadaşlarımızı buradan anmak istiyorum. Sevgili Ayhan Bilgen, sevgili Alp Altınörs, sevgili Nazmi Gür, Ayla Akat Ata, Emine Ayna, Bircan Yorulmaz, Berfin Özgü Köse, Dilek Yağlı, Can Memiş, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Pervin Oduncu, İsmail Şengül, Cihan Erdal, Zeki Çelik, Ali Ürküt ve hocamız Emine Beyza Üstün ki bunlar en son Kobani protestoları çerçevesinde gözaltına alınmış ve tutsak edilmiş arkadaşlarımızdı. Yine Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Selçuk Mızraklı, Bekir Kaya, Aysel Tuğluk, Musa Farisoğulları, Abdullah Zeydan, İdris Baluken, Çağlar Demirel ve onurumuz, gururumuz olan eski Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’a da burada selam ve saygılarımızı iletiyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı” denildiği zaman özellikle halkın kesesine doğrudan hitap eden, özellikle kışa girmemiz nedeniyle elektrik ve doğal gaz faturalarıyla insanların yaşamını doğrudan etkileyen, bütçelerini doğrudan etkileyen bir Bakanlığı konuşuyoruz.

Ben doğrudan size -özellikle dün de bir tartışma yaşandı kamuoyunda, elektrik faturaları üzerinden çokça yaşanan bir tartışma vardı, ona da değinerek- biraz elektrik faturalarının cebimizi nasıl yaktığını, kesemizi nasıl yaktığını anlatmak istiyorum.

Şu fatura, benim çalışma arkadaşıma, danışmanıma ait, sabah getirmişti. Bir aylık elektrik faturası 276 lira 40 kuruş. Ankara’da henüz daha soğuklar tam kendini hissettirmedi, kar yağmadı. Doğal gaz faturası da yine aynı şekilde bu ay 700 liraya yakın bir rakam gelmiş, 690 küsur hatta, 700 liraya yakın da bir doğal gaz faturası. Peki, bu elektrik faturası nelerden oluşuyor? Tabii, elektrik faturasında -daha önce bu kürsüden söylemiştim- bir karartma fatura uygulanıyor yani bir torba fatura uygulanıyor, bütün kalemlerinin açık açık yer almadığı bir faturayla karşı karşıyayız ve 3 ana kalemde toplanıyor bu kalemler. Baktığınız zaman, bu kalemler içerisinde enerji bedeli, dağıtım bedeli ve vergi fonlar var. Bunlardan, örneğin, bu 276 liralık faturanın enerji bedeli kısmı yani kullandığı elektrik bedeli kısmı 144 lira 54 kuruş. Bu faturanın 78 lirası iletim, kayıp kaçak, sayaç okuma ve dağıtım bedeli. Yani bunlar aslında şirketin payına giden kısımlar. Ve vergi fonlar var, bunlar da 53 lirasını tutuyor, bunlar da TRT payı, Enerji Fonu, belediye payı ve KDV’den oluşuyor. Yani toplam 276 liralık bir faturada aslında bunun sadece 144 lirası tüketim bedeli oluyor.

Burada dün şöyle bir tartışma vardı kamuoyunda: Perakende satış hizmetiyle ilgili olarak bir tartışma yürüdü ve denildi ki: “Elektrik şirketlerinin temsil ve ağırlama giderleri faturalara eklenecek.” Bunun üzerine -bu çok konuşuldu, Twitter’da en çok konuşulan konuydu- EPDK bir açıklama yaptı, dedi ki: “Bu yalandır, böyle bir şey yok.” Pardon “Bu doğru değil.” dedi. Sonra baktık biz, dedik ki: “Ne doğru değilmiş?” Doğru olan kısmı şuymuş: Bu yeni uygulanmıyormuş, 2015’ten beri uygulanıyormuş. Doğru olan kısmı bu. Yani elektrik şirketlerinin temsil, ağırlama gibi birtakım hususları 2015’ten beri faturalarımıza yansıtılıyormuş zaten. Bir torba fatura sistemi uygulandığı için biz bunu faturalarda zaten göremiyoruz yani karanlık bir fatura var. Göremediğimiz için de ancak birtakım kararnameler falan incelendiği zaman ortaya çıkıyor ve EPDK’nin yapmış olduğu açıklamadan bunun 2015 yılından beri aslında faturalarda uygulandığı ortaya çıktı.

Şimdi, şöyle bir durum var: Elektrik faturaları üç aylık dönemde 5,75 oranında artıyor, 71 kuruştan 75 kuruşa geliyor; geçen yıla göre de toplam yüzde 32,3 oranında zamlanmış oluyor yani sektörün maliyet artışıysa dolar artışı ve sektördeki maliyet artışı olarak açıklanıyor. Dolar bizi etkilemiyor, biz dolarla maaş almıyorduk ya ama evimizde tükettiğimiz elektriğin fiyat artış gerekçesi de dolar olarak açıklanmaya devam ediyor. Üç yıl önceki aylık 100 liralık elektrik faturası bugün 172 lira olarak karşımıza geliyor. Bu doğrudan bizi etkileyen bir oran ve elektriğe üç yılda yaklaşık yüzde 70 zam yapılmış, doğal gaza yüzde 80 zam yapılmış. Peki asgari ücrete ne kadar zam yapılmış üç yılda? Topladığın zaman hepsi yüzde 44’e geliyor. Yani bütünüyle insanların yaşamını etkileyen ve hakikaten faturalar şu anda bizim yaşamımızı, vatandaşın yaşamını çok ciddi etkiyor. Elektrik, doğal gaz, su ve diğer zorunlu giderleri topladığınız zaman bir ailenin gelirinin üçte birine, dörtte birine denk gelen bir faturayla karşı karşıyayız.

Şimdi, biz buradan öneriyoruz -komisyonda da önerdik yine öneriyoruz- diyoruz ki: Vatandaşın asgari tüketim bedeli belirlenmeli yani 3 kişilik 4 kişilik bir aile asgari ne kadar elektrik, su, doğal gaz tüketiyorsa bu belirlenmeli. Özelikle bu pandemi koşullarında bunlar belli bir limite kadar, belli bir kotaya kadar ücretsiz sağlanmalı. Yani vatandaş bu kış dönemini özellikle evde geçirecek ve bütünüyle de bu sorunlar, sıkıntılar ve bu giderler daha da çok artacak.

Değerli arkadaşlar, tabii, diğer taraftan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı dediğiniz zaman, doğamız, doğal yaşamımız, doğal alanlarımızı da doğrudan ilgilendiren bir konu. HES’ler, JES’ler, RES’lerle aslında bir bütün olarak yenilenebilir desteklenmesi gereken enerji türlerinin ülkemiz koşullarında suistimal edilmesi nedeniyle şirketlerin ve büyük holdinglerin çıkarına yapılan düzenlemeler nedeniyle destekleyemeyeceğimiz bir hâle getirmiş durumda çünkü YEKDEM kapsamında, olduğu gibi şirketler desteklenir hâle gelmiş ve bu pandemi sürecinde de şirketlerin kayıp oranları, onların zararları telafi edilme amacına gidilmiştir.

Özellikle bölgede yaşanan DEDAŞ zulmü devam ediyor arkadaşlar. Burada her partinin temsilcisi çıktı ve DEDAŞ’ın yapmış olduğunu zulüm olarak aktardı. DEDAŞ kendisini şuradan besliyor: Kayıp kaçak ve o coğrafyada özellikle kaçak elektrik kullanılması üzerinden meşru göstermeye çalışıyor. Ben bir Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonu üyesi olarak bir rapor hazırladım, yakında kamuoyuyla da paylaşacağım, elektrikteki kayıp kaçak raporu şeklinde. DEDAŞ’la da görüştük, TEDAŞ’la da görüştük, bölgedeki elektrik üreticileriyle de görüştük, çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla da görüştük. Bu konuyla ilgili hazırlanmış raporları çıkardık, bütünüyle EPDK’nin verilerini, Enerji Bakanlığının verilerini koyduk ve buradan aslında DEDAŞ gibi şirketlerin kendi ihmalleri, kendi yapmadıkları, yerine getirmedikleri görevleri, iktidarın yerine getirmediği görevler nedeniyle oluşan zararları bir bütün olarak bölge halkının üzerine yıkma eğiliminden, girişiminden ve algısından başka bir şey değildir DEDAŞ’ın yaptığı. DEDAŞ şu anda bölgeye zulmetmekte ve insanların tarımsal destek teşviklerine dahi el koymaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Bugün iktidar DEDAŞ’ın bu zulmüne son vermek durumundadır. DEDAŞ, açık açık insanların geçim kaynaklarını, ülkenin tarım imkânlarını da ortadan kaldıran bir uygulama yürütmekte, kendisi görevini yani yapması gereken yatırımları ortaya koymadan bir bütün olarak tüketicinin sırtına binmektedir. Çünkü bu kayıp kaçakların büyük oranı kaçak değil kayıptır. Bu raporla biz bunu da ortaya koyduk, açıklayacağız, herkes de görecek. Kayıplar da elektrik dağıtım şirketlerinin yapması gereken yatırımları yapmadığı için elektriğin kullanıcıya giderken yolda geçirdiği safahatla ilgili bir kayıptır. Dolayısıyla kendi suçlarını, kendi kabahatlerini kârlarını daha çok artırmak için bölge halkına yıkmaya çalışmak ve algıyla onlar üzerindeki olumsuz etkiyi, olumsuzluğu artırmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)