Türkiye yanlış politikalar sonucu tarımdaki önemini kaybetmiştir

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Meclis Genel Kurulu’nda tarımsal üretimde kendi kendine yetme ve tarımsal ürünlerdeki kontrolsüz fiyat artışının önüne geçilmesine ilişkin verilen araştırma önergesi üzerinde konuştu. Kenanoğlu konuşmasında AKP iktidarının yanlış tarım politikalarından çeşitli ülkelerin uluslararası boyuttaki sömürgeci tarım politikalarına ve Türkiye’nin bu politikalarda aldığı konuma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşma tutanak metni ve videosu aşağıda yer almaktadır.


Dönem: 27 Yasama Yılı: 4 Tarih: 4.03.2021 Birleşim: 55 Ham Tutanak Sayfası:-

HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ülkelerin gıda ihtiyacını iç piyasalardan karşılamasının önemi, tarımsal üretimdeki kendi kendine yetme ve tarımsal ürünlerdeki fiyat artışının önüne geçilmesi konusunda verilmiş araştırma önergesi üzerinde söz aldım.

Türkiye’nin 24 Ocak 1980 kararlarıyla birlikte neoliberal ekonomi politikalarına geçişi sonrasında Türkiye’de tarımsal altyapıyı destekleyen ve besleyen kurumlar etkinliğini kaybetmeye başlamış veya özelleştirilmiş; ayrıca, kendi kendine yeten, hatta üreten, ihraç eden ülke pozisyonunu da zaman içerisinde Türkiye bunu kaybetmiş durumdadır. Bu süreç tarım ekonomisinin sırtında büyük bir yük olarak görülmüş, ulusal ve uluslararası sermayenin dayatmasıyla tarım sektörü kontrolsüz bir şekilde dışa açılmıştır. AKP iktidarı boyunca, üretime dayalı ekonomi politikalarından vazgeçilerek yerine, ithalata dayalı tarım politikalarının desteklenmesi bu süreci daha da artırmıştır. Bunun sonucunda yüz binlerce yoksul köylü üretimden vazgeçmek zorunda kalmış, aile işletmeciliği tasfiye edilerek yerine toprakların bir avuç sermayenin elinde toplandığı şirket tarımı egemen kılınmıştır. Bu ise hem çiftçilerin hem de hayvan yetiştiricilerinin iflasına neden olmuştur.

Tarım toprakları en çok AKP döneminde amaç dışı kullanılmaya başlanmıştır. Koruma altına alınan ovalarla termik santraller kurmak için ihaleler yapılmış, sadece tarım toprakları değil, kurulan hidroelektrik santralle de dereler kurutulmuştur.

Türkiye’de çiftçiler girdi maliyetleri nedeniyle ürettiğinin karşılığını alamamakta, çiftçilerin yıllardır çözülmeyen bu sorunlarına ek olarak Covid-19 nedeniyle de ihracat endişesi eklenmiştir.

Türkiye’de çiftçi sayısı son on iki yılda yüzde 48 azalmıştır.

Tarım alanları da son on sekiz yılda yüzde 12,3 oranında düşmüştür. Ayrıca sebze bahçeleri için kullanılan alan ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 15 oranında küçülmüştür.

Şimdi, bunun haricinde yeni bir durum var, bunu da şöyle izah edeyim: Başka ülke topraklarında arazi kiralayıp, oralarda tarım yapma faaliyeti. Bu, başka bir “postmodern sömürgecilik” olarak da adlandırılıyor. Genellikle yoksul ülkelerin topraklarına gidip, oralarda araziler kiralanıyor ve büyük şirketler orada tarım ürünleri üretiyorlar. Şimdi, bu kervana Türkiye de katılmış durumda. Sudan’da 2014 yılının başlarında 99 yıllığına 780 bin dekar arazi kiralayan Türkiye’nin bu topraklarda girişimciler aracılığıyla aşamalı olarak ananas, mango, avokado ve kanola gibi tropik meyvelerin yanı sıra…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – …Türkiye’de üretim açığı olan ayçiçeği, mısır, pamuk, susam, şeker kamışı ve yonca buralarda ekilecek, üretilecek; oradan, sonra, Türkiye piyasasına getirilecek. Şimdi, düşünebiliyor musunuz, kendi üreticilerimizin zorluk yaşadığı, sıkıntılar yaşadığı, ekonomik anlamda sıkıntıya düştüğü bir ortamda Türkiye Sudan topraklarında ya da onun gibi başka ülkelerin topraklarında tarım yapacak ve getirecek, iç piyasaya sürecek. Dolayısıyla Türkiye’deki çiftçilerin geleceği açısından son derece vahim sonuçları ortaya çıkaracak bir durumdur. O ülkeler açısından da kendi topraklarının istilacı şirketler tarafından, sömürgeci şirketler tarafından sömürülmesi anlamına geliyor. Yani zaten o ülkeler yeterince sömürüldü, bir de bu şekliyle toprakları sömürülecek. Bütün bunların araştırılması ve ortadan kaldırılması önemlidir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)