Rant ve kar uğruna yapılacak doğalgaz projesiyle Saros Körfezi yok edilecek

HDP İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Sazlıdere ve Gökçetepe köyleri arasına, usulsüz yürütülen ÇED sürecine ve proje hakkında açılan dava sonucunda bilirkişi heyetinin ve mahkemenin verdiği proje uygun değildir kararına rağmen yapılmak istenen FSRU Doğalgaz Limanı ve Kara Boru Hattı Projesi’ni Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, projenin bölgede yaratacağı olumsuz sonuçları ve projeye dair önemli detayları Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat KURUM‘a sordu.

Soru önergesi aşağıda yer almaktadır.


 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

Aşağıda belirtilen soruların Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

 

 

 

 

 

Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Sazlıdere ve Gökçetepe köyleri arasına yapılması planlanan FSRU Doğalgaz Limanı ve Kara Boru Hattı Projesi’nin hayata geçmesi durumunda, bölgeye yılda 50-100 arası LNG Gemisi’nin gelmesi beklenmektedir. Projeyle birlikte, bölgede yaklaşık 7 bin 200 ağacın yerinden söküleceği tahmin ediliyor.

Ege Denizi’nin en temiz bölgelerinden birisi olan ve Kaptan Cousteau tarafından Kızıldeniz’in kuzey versiyonu olarak adlandırılan Saros Körfezi’ndeki Sazlıdere ve Gökçetepe köyleri arasına yapılmak istenen Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi ( FSRU) Doğalgaz Limanı ve Kara Boru Hattı Projesi’yle ilgili bölgede yaşayanların rızası yoktur.

31 Mayıs 2018 tarihinde Edirne Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün sitesinde ‘ÇED süreci başlatılmıştır’ şeklinde duyuru yapılmasıyla birlikte başlayan sürecin ilgili dosyasına göre üniteden 10 tane kara boru hattının geçeceği ve iki beyaz ürünün borusunun da yer aldığı yazılmaktadır. Bu beyaz ürünler gaz, motorin ve benzindir.

Projesinin yapılmaması için 45 bin imza toplayan yöre halkı “Keşan’da projenin olması gerektiğini söyleyen hiçbir parti, dernek, sendika ve STK yoktur. İktidar partisi dahi çıkıp, ‘Bu bir yatırımdır ve bunu savunuyoruz” şeklinde açık bir beyanda bulunmadı” demektedirler.

ÇED toplantısı yapılmadan ÇED olumlu raporu verilen proje ile ilgili hukuki süreç başlatılmıştır. Öncelikle Danıştay’a dava açılmış ve yetkisizlik kararı üzerine dosya Edirne İdare Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Mahkemece, 10 kişilik bilirkişi heyeti belirlenmiş ve bu heyet, 1 Kasım 2019 tarihinde bölgede keşif yapmıştır.

10 farklı disiplinden mahkeme keşfine gelen bilim insanları, 113 sayfalık raporlarında 90 civarındaki hukuksuzluğu oy birliğiyle, tarihi bir karar vererek, projenin bu alana yapılmasının bilimsel, hukuksal ve çevresel anlamında uygun olmadığına karar vermiştir.

Bu rapor üzerine, mahkeme FSRU Doğalgaz Limanı ve Kara Boru Hattı Projesi’nin yapılmaması yönünde karar vermiştir. ÇED olumlu kararı iptal edilmiştir. BOTAŞ ve Çevre Şehircilik Bakanlığı ise konuyu Danıştay’a taşımış ama karar beklenmeden ikinci ÇED süreci başlatılmıştır.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılan genelge ile ‘Bir ya da birkaç bölümü iptal edilmişse de gerekli düzeltmeler yapılarak, ÇED devam ettiriliyor.’ denilmektedir.

Oysa FSRU konusunda, mahkeme sadece birkaç bölümde değil; 14 ana başlık altında oy birliğiyle iptal kararı vermiştir.

Mahkeme süreci beklenmeden ihale yapılarak ve kime verildiği belli olmayan yeni bir ihale yapılmıştır.

BOTAŞ yetkilileri, yöre halkını ikna etmek için, yakın zaman içerisinde Marmara Ereğlisi’nde projeyle ilgili sunum yapmıştır. Yetkililer, yılda 1-2 LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) gemisinin gelip gaz boşaltacağını ifade etmiştir. Ancak raporda yılda en az 50, en fazla 100 geminin bölgeye geleceği belirtiliyor. Yetkililerin söylemleriyle, hazırlanan rapor birbirini tutmamaktadır.

Boru hattının 17 kilometre olacağının ve hattın büyük çoğunluğunun orman arazisinden geçeceği yetkililer tarafından paylaşılmıştır. Bu projenin hayata geçirilmesi durumunda, yaklaşık 7 bin 200 ağacın yerinden sökülecektir.

Yöre halkı mahkemeye yürütmeyi durdurma talebiyle yeniden başvuruda bulunmuş, ancak, yetkililer 2020 yılında projeyi hayata geçirmeyi hedeflemektedir.

Bütün bunlara göre;

  1. Bu ürünlerin limana nasıl geleceği, nasıl boşaltılacağı ve nereye transfer edileceği bellimidir?
  2. Bilirkişi heyetinin ve mahkemenin projenin uygun olmadığına karar vermesine rağmen, bu projenin uygulamasında neden ısrar edilmektedir?
  3. ÇED toplantısı yapılmadan ÇED olumlu raporu nasıl verilmektedir?
  4. Danıştay’ın kararı beklenmeden ikinci ÇED süreci nasıl başlatılmaktadır?
  5. Yöre halkının itirazları neden dikkate alınmamaktadır?
  6. Projenin hayata geçirilmesi halinde yılda kaç gemi bölgeye gaz boşaltımı yapacaktır?
  7. Projenin büyük çoğunluğunun orman alanından geçmesi nedeniyle 7200 ağacın söküleceği iddiaları doğru mudur?
  8. Mahkeme süreci beklenmeden yeni bir ihale nasıl yapılmaktadır? Bu ihale kime verilmiştir?
  9. Birinci derece yüksek tehlikeli deprem bölgesinin üzerine ve aktif fay hattının yakına bu yatırımı yapmak kamu zararına yol açmayacak mıdır?
  10. FSRU gemisi ve doğalgaz tankerlerinden kaynaklı gaz kaçağı, yangın ve patlama riskleri ve yakıtın saçılmasından kaynaklı riskler, ÇED raporunda yeterince değerlendirilmiş midir?